Bölüm Hakkında
- Konuk katılımcının kısa yaşam öyküsü ve kariyer gelişimi
- TSKB ve bankacılık yaklaşımı
- TSKB’nin Türkiye banka teknolojisi ekosistemindeki hedefleri
- TSKB uygulama geliştirme ekipleri neler yapar?
- TSKB teknoloji ekibinin kullandığı tech stack’ler
- TSKB’de projeler nasıl geliştiriliyor?
- TSKB’de veri ambarı ve test otomasyon çalışmaları
- TSKB çalışma kültürü ve ekip yapısı
- TSKB yazılım ekiplerinde çalışanların 1 günü nasıl geçiyor?
- TSKB, teknoloji çalışanlarının kariyer yolculuğuna nasıl katkıda bulunuyor?
- TSKB’nin gelecekteki hedefleri ve sektördeki rolü
Bölüm Metni
Ahmet Hoşgör:
— Herkese selamlar, Coderspace'in Codecast serisinin yeni bir bölümüyle karşınızdayız. Bugün aslında yeni bir bölümde ilk defa karşılaşacağımız bir bankadan çok değerli bir konuğumuz var. TSKB'den Uygulama Geliştirme Müdürü Hamit Yaşar bizlerle bugün. Hoş geldiniz Hamit Bey. Nasılsınız?
Hamit Yaşar:
— Hoş bulduk. Teşekkür ederim. Sağ olun. Siz nasılsınız?
Ahmet Hoşgör:
— İyiyim ben de. Her şey yolunda. Kayıt öncesinde konuştuk. Yoğun bir döneme giriyoruz. Yaz bitti. Sonbahar, yeni projeler aslında bizim tarafta da bütün şirket tarafında da, sizin tarafta da yoğun bir süreç içerisindeyiz. Bu yoğunluk içinde vakit ayırdığınız için tekrar teşekkürler. TSKB aslında herkesin Türkiye'de bildiği bir yer ama tam olarak neler yaptığını da bilmediği bir banka bence. Bu açıdan şirketi tanımak, bankayı tanımak da çok kıymetli olacak ama buraya gelmeden önce sizi de dinlemeyi, tanımayı çok isteriz. Yazılım ve teknoloji tarafına nasıl evrildiniz, nasıl bir kariyer gelişiminden geçtiniz, şu anda neler yapıyorsunuz? Sizi tanımak harika olur.
Hamit Yaşar:
— Tabii, memnuniyetle. Ben TSKB Uygulama Geliştirme Departmanı Müdürüyüm. Fethiyeliyim. Liseye kadar öğrenim hayatım Fethiye'de geçti. 1994 yılında İstanbul Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü'nü kazandım. 1998 yılında mezun oldum. O zaman bu mesleği tercih etmemin sebebi, Türkiye'de çok bilinmemesine rağmen geleceğin mesleği olabileceği düşüncesiydi. İyi de bir tercih yaptığımı düşünüyorum. Sonrasında 1998 yılında mezun oldum. Bir yıl bir sigorta şirketinde yazılım mühendisi olarak çalıştım. Yazılım üzerine çalıştım. Tabii o zamanlar teknoloji bugünkü kadar gelişmiş değildi. Web teknolojileri falan yoktu. 1999 yılında Türkiye Sınai Kalkınma Bankası ile tanıştım. Türkiye Sınai Kalkınma Bankası'nın Uygulama Geliştirme Departmanı'nda yazılım mühendisi olarak başladım. 1999 yılından bugüne kadar bu departmanda çalışıyorum. Son üç yıldır da departmanın müdürlüğünü yapıyorum. Yine sevdiğim yazılım işinin içindeyim diyebilirim.
Ahmet Hoşgör:
— Evet, gerçekten doğru bir tahmin yapmışsınız. 1994 yılında bu işlerin buraya varacağını bu kadar tahmin etmiş miydiniz bilmiyorum ama şu an geldiğimiz noktada gerçekten sektör ve dünya çok farklı bir yere evrildi. Türkiye Sınai Kalkınma Bankası dediğim gibi bilinen bir banka ama önce neler yapar, nasıl bir ekip vardır, teknoloji ekiplerinde kaç kişi vardır? Biraz bankayı tanımak isterim ben de.
Hamit Yaşar:
— Tabii ki. Türkiye Sınai Kalkınma Bankası genelde yurt dışından kaynak bulup kurumsal müşterilere kaynak sağlayan bir banka. Mevduat ve kredi kartı işlemleri yok ama ana faaliyetimiz kredi sağlamak, temalı krediler sağlamak. Bunun yanında yine bankalar arası işlemler, hazine işlemleri, döviz işlemleri gibi işlemler yapar. Danışmanlık, halka arz işlemleri gibi işlemler de yapıyoruz. Departman olarak biz bankanın Uygulama Geliştirme Departmanı'yız. Departmanımızda çevik ekiplerimiz var. Ekipler yazılım mühendisi, bilgisayar mühendisi, analist arkadaşlar ve test mühendisi arkadaşlardan oluşuyor. Biz bankamızın ana bankacılık yazılımlarını geliştiriyoruz. Ana bankacılık tarafında genelde outsource ürünümüz yok. Ana bankacılık ürünlerinin tamamı in-house geliştirildi. Diğer kullandığımız yan uygulamaların da genelde çoğunu biz geliştiriyoruz. Teknoloji olarak da son teknolojileri kullanmaya çalışıyoruz. Şu ana kadar yaptığımız uygulamalar Microsoft teknolojileriyle geliştirilmiş uygulamalardı. Bunlar .NET teknolojileriyle geliştirilen desktop uygulamalardı. Son iki yıl içerisinde biz departman olarak bankamızın uygulamalarını web teknolojilerine dönüştürmeye karar verdik. Bu noktada iki yıl önce bir araştırma yaptık. En çok kullanılan, en gelişmiş teknolojileri belirledik. Onların içerisinden frontend tarafında Angular'ı, backend tarafında ise .NET Core teknolojisini seçtik. Veri tabanı olarak da SQL Server veri tabanını kullanıyoruz. Raporlama araçlarımız var. Raporlama aracı olarak da Power BI, Excel ve bunun dışında DevExpress componentlerini kullanıyoruz. Ekiplerden de bahsedersem, çevik ekiplerimiz içinde beş tane ekibimiz var. Her ekibin farklı görev tanımları var ama günün sonunda yaptığımız iş, iş birimlerinden gelen talepler doğrultusunda bankamızın yazılım faaliyetlerini gerçekleştirmek ve son kullanıcının işini kolaylaştırabilecek dijitalleşme çalışmalarını yapmak.
Ahmet Hoşgör:
— Güzel bir özet oldu. Geçiş zor oldu mu? Çünkü banka ne kadar eski ve köklüyse tabii hâlihazırda bir sürü legacy içeride kod oluyor. Altyapı köklü olmuş oluyor. Bu yeni teknolojilere geçiş tamamlandı mı ya da zorladı mı sizi? Nasıl ilerledi o süreç?
Hamit Yaşar:
— Geçiş devam ediyor. Geçişte zorluk yaşadığımız yerler olabiliyor ama bizim içeride çok tecrübeli kadromuz var. İşin mutfağında dediğimiz arkadaşlarımız var. İşin know-how'ını iş birimleri kadar bilen arkadaşlarımız var. Onlar iş analizi tarafında destek veriyorlar. Yeni teknoloji dönüşüm yazılım tarafında da önce biz bu işe bir eğitimle başladık. Eğitim ve danışmanlık alarak işleri nasıl yürütürüz, nasıl doğrusunu yaparız şeklinde bir yaklaşımımız oldu. İki yıl önce küçük bir uygulamayla başladık. Burada kendimizi bir gördük, denedik. Sonrasında ekibimizi genişlettik. Bu süreçte tabii ki zorluk yaşadığımız noktalar oldu. Onları da hızlı bir şekilde çözüyoruz. Şu an geldiğimiz noktada ana bankacılık uygulamalarımızdan bir tanesini, en büyüğünü, yakın zamanda üretim ortamına alacağız. Bundan sonra da önümüzdeki iki yıl içerisinde kalanların tamamını dönüştürmeyi hedefliyoruz. Eski uygulamalar da bir taraftan devam ediyor. Diğer zorluğumuz şöyle olabiliyor: Bizimkiler çok eski legacy sayılmaz ama yine de dönüştürülmesi gereken uygulamalar. Yasal bir değişiklik gelebiliyor veya anlık değişiklik gelebiliyor. Bunu aynı zamanda hem mevcut uygulamada değiştirmemiz hem de geliştirmeye çalıştığımız yeni uygulamada yapmamız gerekiyor. Onun dışında çok fazla zorluk yaşamıyoruz açıkçası. Planımıza uygun bir şekilde hedefimize doğru gidiyoruz.
Ahmet Hoşgör:
— Güzel, güzel, harika. Ben böyle bu mesleğe daha erken adım atmış kişilere bazen soruyorum. Siz de tabii o zaman bu tercihi yaparken muhtemelen algoritma geliştirme bir şekilde sizi çekti ve oraya geldiniz ama şu anda bulunduğunuz noktada tabii üstte bir pozisyondasınız. İnsanları yönetiyorsunuz ama hâlâ özlüyor musunuz bir kod yazmayı ya da hiç öyle oralara girdiğiniz, küçük de olsa bir şey oluyor mu?
Hamit Yaşar:
— Kod yazmayı inanılmaz özlüyorum. Günlük yaşamda çok yoğun geçiyor aslında. Dediğiniz gibi yönetsel anlamda daha çok çalışıyorum ama bazen ufak tefek kendi çapımda ben de bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Bazen arkadaşların soruları oluyor, onlara destek vermeye çalışıyorum ama benim yazılım tarafım çok az. Özlüyorum, kesinlikle heyecanlanıyorum da. Bazen gidiyorum bir rapor yapmaya çalışıyorum mesela, veri tabanından bir şeyler çekmeye çalışıyorum. Onları yaparken inanılmaz mutlu olduğumu hissediyorum. Heyecanlandırıyor beni. Özellikle yeni teknoloji tarafında bir şeyler yapmaya çalıştığım zaman inanılmaz mutlu oluyorum.
Ahmet Hoşgör:
— Çok iyi, çok iyi. Yani hâlâ o heyecanı sürdürmek kesinlikle önemli. Ben yeni başlayan arkadaşlara da özellikle bu heyecan varsa devam etmelerini tavsiye ediyorum. Çünkü hayatın bir kısmı çalışarak geçiyor. Onu da sevdiğimiz bir iş yaparak ilerletmek çok daha mantıklı diyelim. Peki, geçiş dışında paylaşabileceğiniz başka bir proje, böyle bir challenge, ekiple birlikte gerçekleştirdiğiniz yakın dönemde ya da daha uzak dönemde bu tarz projeler var mı bizimle paylaşabileceğiniz? Arkadaşları da belki heyecanlandırabilecek, düşündürebilecek?
Hamit Yaşar:
— Tabii ki. Şu an dijitalleşmeyle çok yakından ilgileniyoruz. Bankamızda iç müşterilerimizin günlük yaptığı operasyonel işlemlerin yükünü azaltmayı hedefliyoruz. Bu amaçla RPA tarafında oldukça yatırım yaptık. RPA sürecinde arkadaşlarımızı önce bir RPA eğitiminden geçirdik. Sonrasında deneyimli danışmanlarla RPA süreçlerimizi yazmaya başladık. İç müşterimizin günlük yaptığı operasyonel işleri otomasyona dönüştürmeye çalıştık ve bunu her yıl artırıyoruz. Yıllık belli bir adam-saat kazancı sağlıyoruz. Onun dışında biliyorsunuz, yapay zekâ bu aralar çok konuşulan bir konu. Biz de yapay zekâ ile ilgileniyoruz. Genelde yapay zekâ destekli belge, doküman okuma işlemleri yapıyoruz. Yine regülasyonların izin verdiği sürece ChatGPT kullanmaya çalışıyoruz. ChatGPT'nin API'leri ile bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Yine banka içerisinde dokümanların ıslak imza kullanmak yerine elektronik imza ile imzalanmasıyla ilgili altyapı çalışmalarını yaptık. Burada hem zaman kazancı sağlamak hem de kâğıt israfını ortadan kaldırmayı hedefliyoruz. Son 1–1,5 yıl içerisinde veri analitiği çalışmalarına başladık. Burada hedefimiz veriyi anlama, düzenleme, veriden değer yaratma ve raporlama konusunda veri analitiği projelerimize devam ediyoruz. Hedefimiz iş birimleri tarafından sahiplenilen, düzenlenmiş, kontrol edilmiş, doğrulanmış veriyi tek kaynaktan son kullanıcımıza daha hızlı erişilebilir hâle getirmek. Burada veri ambarı çalışmalarımız var. Raporlama çalışmalarımız var. Bunun dışında yine test ekibimizdeki test mühendisi arkadaşlarımızın yaptıkları test otomasyon çalışmaları var. Yine az önce bahsettiğim ana bankacılık uygulamalarımızdan bir tanesi büyük bir uygulama, yaklaşık iki yıldır üzerinde çalıştığımız bir uygulamamız yakın zamanda üretim ortamına geçecek. Bu bizim için büyük bir challenge aslında. Son 15–20 yıldır kullanılan ana bankacılık uygulamamızı da web tarafına taşımış olacağız.
Ahmet Hoşgör:
— RPA konusu hakikaten ilgi çekici bir konu bence. Bazen böyle bazı kavramlar buzzword gibi oluyor, çok kullanılıyor ama bazı şirketlerde de gerçekten bunun çok faydasının görüldüğü, matematiksel olarak ciddi fayda sağladığı, saat anlamında büyük tasarruflar sağladığı söyleniyor. Aslında bunları siz farklı iş kollarının daha verimli çalışması için mi tasarlıyorsunuz, o RPA tarafında?
Hamit Yaşar:
— Kesinlikle evet. İş birimlerinin rutin işlemleri var. Mesela belli bir ekranı açıp oradan birtakım butonlara basıp belli kriterleri seçerek bir rapor hazırlayıp bir yere mail atma gibi bir işlem düşünün. Bunu günlük yapması belki arkadaşımızın on beş dakikasını alıyor. Bunu ay bazında hesapladığımız zaman belki beş saate denk geliyor. Bu tarz işlemleri otomasyona yaptırıyoruz. Tanımlanmış, yapacağı iş belli olan işleri yaptırıp bununla zaman kazancı sağlıyoruz. Diğer taraftan iş birimine verimlilik sağlıyoruz. Bu arkadaşların zamanlarını da diğer katma değer sağlayacak farklı işlerde kullanmalarını sağlamış oluyoruz.
Ahmet Hoşgör:
— Büyük yapılarda eskiden beri devam eden süreçleri optimize etmek için önemli gözüküyor. Bu peki aslında bir yazılımcının somutlaştırması açısından soruyorum. Türkiye Sınai Kalkınma Bankası'na katıldı diyelim ki. Aşağı yukarı ortalama bir günü sizce nasıl geçiyor? Agile/çevik çalışmadan bahsettiniz; farklı ekiplerle ilişki nasıl oluyor? Ürün ekipleriyle ya da tasarım ya da iş birimleriyle. Biraz somutlaştırabilir miyiz o tarafı?
Hamit Yaşar:
— Şimdi bize işler iş birimi tarafından iş akışları dediğimiz bir kaynak üzerinden geliyor. Çevik ekiplerimiz gelen işleri kendi içerisinde bir önceliklendirmeye alıyorlar. Önceliklendirme yapıldıktan sonra çevik ekipteki analist arkadaşımız işin analizini yapar. Sonrasında yazılımcı arkadaşımız işin analizine uygun şekilde uygulamanın tasarımını çıkarır. Tasarımla ilgili çalışmalara bakarsak bu tasarımda neler vardır? Veri tabanı tasarımı vardır, modelleme vardır, ekran tasarımı vardır, backend tarafındaki tasarımlar vardır. Bunları çıkarır. Sonrasında bir yazılım geliştirme süreci devam eder. Yazılım geliştirme süreci bittikten sonra yine yazılımcı arkadaşımızın kendi testini yapması gerekir. Hem manuel test hem de varsa kullandığımız otomasyon uygulamalarını kullanarak bir test yaptırırız. Sonrasında yine çevik ekibimizin içinde test mühendisi rolündeki arkadaşlarımız var. Bu arkadaşlarımız da birim test dediğimiz testleri yapar. Bu testlerden geçtikten sonra uygulama artık kullanıcının önüne test edilmiş hâle getirilir. Kullanıcı da testlerini tamamladıktan sonra ürün, üretim ortamına gelecek hâle gelir. Biz buna yazılım geliştirme yaşam döngüsü diyoruz. Bunları yaparken de tabii kullandığımız belli araçlar var. Her şeyi manuel yapmıyoruz. DevOps süreci diyoruz biz buna. İçeride yazılım geliştirme için Visual Studio, Xcode; bunların test ortamlarına aktarılması için bizim kullandığımız, kendi geliştirdiğimiz, in-house geliştirdiğimiz uygulamamız var. Sonra bu kodun belli kontrollerden geçtiği, kod kontrolü yaptığımız uygulamamız var. Güvenlik kontrolü, standart kontrolü yaptığımız SonarQube uygulamamız var. Sonrasında yine testin onaylanması için kullandığımız iş akışlarımız var. Tüm bunlar aslında yazılımcı arkadaşın, iş birimindeki testçinin, ekipteki analistin ve ekipteki test mühendisi arkadaşın beraber geçirdiği zaman.
Ahmet Hoşgör:
— Böyle 15–20 sene önceyle kıyaslarsanız, ilk başladığınız dönemle, sizce en büyük değişiklik nerede oldu bu döngü içerisinde?
Hamit Yaşar:
— En büyük değişiklik 2006 yılında regülasyonlarla oldu. Biz ilk mesleğe başladığımız zamanlarda hem test ortamlarında hem production ortamlarında yazılımcıların genelde yetkileri vardı. Hem yazılım yapıyorsunuz hem veri tabanına erişiyorsunuz hem veriyi görüyorsunuz ama 2006 yılında COBIT dediğimiz regülasyon devreye girdi. BDDK tarafından devreye sokulan bir yönetmelik oldu. Sonra burada yetkiler ayrıştırıldı, görevler ayrılığı geldi. Yazılımcı sadece development ortamında yazılım geliştirebilir ve buradaki verilere erişebilir. Sonrasında test ortamında sadece izleme yapılır ama üretim ortamında kesinlikle koda erişemez. Bu bir taraftan zorladı bizi ama diğer taraftan da hatayı ve riski azalttı. Bence bu tarafı daha önemli. Özellikle finans sektöründe bu çok önemli. En büyük değişiklik bence burada. Bir de yazılım geliştirme şu an eskisine göre daha kolay. Bir sürü araç bulabiliyorsunuz. Kod yazan araçlar bulabiliyorsunuz. Uygulamaların release tarafları çok hızlandı. Bunlar için de farklı farklı araçlar kullanılabiliyor. Yine o zamanlara göre şu an farklı işler daha farklı görevler tarafından yapılabiliyor. İşin parçalara bölünmesi... En büyük şeylerden bir tanesi, çevik çalışma bence. İşleri hızlı bir şekilde yapmak, iş birimiyle hızlı görüşmek, hızlı geri bildirimler vermek, sprintler içinde işi tamamlamak ve kullanıcıya başlangıçta ürünün bir prototipini sunabilmek.
Ahmet Hoşgör:
— Evet, evet. Tüm dünyayı değiştirdi aslında bu agile çalışma ve eş zamanlı geliştirme.
Hamit Yaşar:
— Evet. Son bir şey ekleyebilirim. ChatGPT kullanıyorsanız oradaki kolaylığı da biliyorsunuzdur. Artık neredeyse kod yazabilir hâle geldi. Bazen ben de kullanıyorum. İşte eskisinde şöyle yapılan bir kodu dönüştür diyorum, dönüştürüyor. O da çok büyük bir değişiklik bence.
Ahmet Hoşgör:
— Evet, o da yani biz burada mesela 1–2 senedir konuşuyorduk ya da ChatGPT öncesinde neler olabilir falan gibi. Tabii herkes bazı şeyler tahmin ediyordu ama değişiklikler de böyle oluyor; bir anda hayatımızı çok da tahmin etmediğimiz bir şekilde değiştirebiliyor. Akıllı telefonlar bunun bir örneğiydi. Özellikle ChatGPT de ilginç bir örnek oldu. Hamit Bey, peki şunu da sormak isterim. Siz yüzlerce mülakata girmişsinizdir yazılımcı arkadaşları işe almak için. Yeni mezunlar olabilir, biraz daha deneyimli arkadaşlar olabilir. Sizin ilginizi neler çekiyor bu tarz mülakatlarda? Yani kişinin hangi özellikleri ya da neler ışığında sizin için iyi bir sinyal oluyor?
Hamit Yaşar:
— Ben genelde arkadaşın öncelikle neler bildiğine bakıyorum. Hangi konularda çalışmış? Genelde yeni mezun arkadaşlarımız çok fazla tarafa eğilmek istiyorlar ama bence mutlu olabilecekleri, kendilerini mutlu edebilecek tarafta çalışmalılar. İşte bu backend tarafıysa backend, frontend tarafıysa frontend, bilgi güvenliği ise bilgi güvenliği, veri tabanıysa veri tabanı, bu tarafa yönelmeliler. Mülakatlarda en çok neler yaptığını, nasıl yaptığını öğrenmeye çalışıyorum. Çünkü üniversitelerde belli bir temeli alıyoruz. Bizim zamanımızda da öyleydi. Ondan sonrası biraz öğrencinin kendisini geliştirmesine kalıyor. Yani 4–5 sene üniversitede okuyorsunuz; sadece okulun verdikleriyle yetinirseniz çok yeterli olmuyor. Ben arkadaşların orada uzun süreli bir yerlerde çalışıp staj yapıp yapmadıklarına, stajda neler yaptıklarına, eğer part-time çalışmışlarsa part-time’da neler yaptıklarına bakıyorum. En son baktığım şey not ortalaması bu arada. Önemli olan, mesleğimizle ilgili ne kadar tecrübesi var? Ne kadar isteği var? Bir de ne yapmak istiyor? Ben mesela yazılım departmanında bir arkadaşımı işe alacağım ama bakıyorum ki arkadaş yazılımdan çok işin bilgi güvenliği tarafıyla ilgileniyor aslında ya da veri tabanı tarafıyla ilgileniyor. Ben orada ne yapmak istiyor, önünde neler var, bu yapmak istediği şeyle ilgili geçmişte neler yapmış, kendisini nasıl geliştirmiş, hangi kaynaklarla kendisini beslemiş, okulda okurken zamanını neyle geçirmiş, biraz ona bakıyorum açıkçası. İşte yabancı dilini geliştirmiş mi, kendisini yapmak istediği işle ilgili geliştirmiş mi, o yönlerine bakıyorum. Üniversite olarak da genelde hemen hemen üniversitelerin çoğu birbirine yakın temel eğitimi veriyor. Gerisi öğrenci meslektaş arkadaşlarımıza kalıyor.
Ahmet Hoşgör:
— Evet. Yani elini kirletmiş mi, aslında kendi ne yapmak istediğini biliyor mu gibi bir özet yaptım söylediklerinizden. Gerçekten faydalı tavsiyeler oldu.
Hamit Yaşar:
— Şunu da tavsiye edebilirim. Üniversite bence ikinci sınıftan sonra, üçüncü ve dördüncü sınıfta kesinlikle arkadaşlarımızın bir yerlerde uzun dönem çalışmalarını tavsiye ederim. Üniversiteyi bir şekilde bitiriyorsunuz ama iş hayatı size çok profesyonellik kazandırıyor. Hele bir de kurumsal bir ortamda siz uzun dönem bir şeyler yaparsanız, öğrenci olarak çalışırsanız mezun olunca 1-0 önde başlıyorsunuz. Son olarak bunu söyleyebilirim.
Ahmet Hoşgör:
— Doğru. Neyi yapıp neyi yapmak istemediklerini de part-time, staj ya da işte onlar olmasa bile kendisi belki GitHub’tan bir proje yapıp anlayabilir arkadaşlar. Siz aslında burada ChatGPT’den bahsettiniz. Önümüzdeki dönemde sizce nereye evrilebilir bu konular? Yani o GPT teknolojileri, generative teknolojiler daha da fazla yazılımcının yükünü alır mı? Bir yandan talep çok artıyor tabii yazılımcılara ama bir yandan da bu tarz kolaylaştırıcı teknolojiler çıkıyor. Geçmişle bugünü kıyasladığımızda önümüzü nasıl görüyorsunuz? Tabii çok da kestirmek mümkün değil ama yine de görüşlerinizi merak ediyorum.
Hamit Yaşar:
— Ben yazılımcıların işini azaltacağını, işsiz kalacağını değil, işini kolaylaştıracağını düşünüyorum açıkçası önümüzdeki dönemlerde. Ama Türkiye'de şöyle bir şey var. Regülasyonlardan dolayı mesela biz bankada çok fazla kullanamıyoruz. Neden? Verinin dışarı çıkmaması gerekiyor. Eğer bu çözülemezse yakın vadede biz Türkiye'de bunu kısıtlı şekilde kullanabiliriz ama yurt dışında böyle değil. Ama genel olarak ben yazılımcıların işlerini çok kolaylaştırabileceğini düşünüyorum. Örneğin bir konuda Google’da bir şeyi çözmek istediğinizde Google’da aramak bir iki saat sürebiliyor ama siz burada bunu kısa sürede ChatGPT üzerinden çözebiliyorsunuz. Burada çok artısı var. Ben dezavantajlı bir tarafı olduğunu düşünmüyorum. Sadece güvenlik konusuna dikkat edilmesi gerekiyor. Özellikle KVKK gibi konulara dikkat etmek gerekiyor. Onun dışında ben gelişerek devam edeceğini, hem yazılım tarafına çok katkı sunacağını düşünüyorum hem de diğer sektörlere. Bir yazılımcının işini kolaylaştıracak. Yazılımcı demeyelim, BT sektöründeki herkesin işini kolaylaştıracak diye düşünüyorum.
Ahmet Hoşgör:
— Doğru. Burada aslında yeni kuşakta işleri değiştirme ya da yani bizim yaptığımız anketlerde Coderspace'te 111.000 kullanıcı var. Bu kullanıcıların çoğu neredeyse teknoloji yeteneği, yazılımcısı, dediğiniz gibi datacısı, BT alanındaki farklı arkadaşlar. İş tatminlerine baktığımızda hangi teknolojilerle çalıştıkları, kendilerini geliştirip geliştiremedikleri ya da eğitimler alıp almadıkları önemli bir nokta çıkıyor bizim yaptığımız bütün anketlerde. Sizin de bahsettiğiniz gibi şirket içerisinde de bir sürü farklı alan var: test tarafı var, DevOps var, backend, frontend, veri tarafı, raporlama tarafı... Buralarda eğitimler alıyorsunuz diye düşünüyorum ya da bu arkadaşlar mesela farklı birimlere geçmek isterse bunların önü açık mı? Bu tarz süreçler nasıl gelişiyor içeride?
Hamit Yaşar:
— Şöyle, bankada rotasyon yapabiliyoruz. Ben onu iki farklı kısımdan değerlendiriyorum. Birincisi banka genelinde yapılan rotasyon. Burada çalışma arkadaşlarımızın rotasyon ve iç transfer uygulamalarıyla sürekli kendini yenilemesi, farklı alanlarda beceri kazanmaları anlamında biz destekliyoruz. Bunu günümüzün ihtiyaçlarını öğrenip geleceği şekillendirmede önemli bir etken olarak düşünüyoruz. Böylelikle yapacakları işe heyecan duymalarını, farklı alanlarda beceri kazanmak için motivasyonlarını canlı tutmalarını destekliyoruz. Bizim bankada iç transfer dediğiniz zaman bir departmandan diğer departmana süresiz geçişi ifade ediyor, rotasyon da belirli bir süre bir departmanda çalışmayı gösteriyor. Rotasyon aynı zamanda liderlik potansiyeli olan arkadaşların farklı bölümlerde deneyim kazanmasını da sağlıyor. Böylelikle geleceğin liderlerinin yetişmesine katkıda bulunmuş oluyoruz. Bir kurumda çalışmak demek, günümüzde sadece o kurumda çalışmak demek değil aslında. Kariyer gelişimi anlamında çalışmak ama aynı zamanda hayatın bütününü de ifade ediyor. Bu nedenle yüzü geleceğe dönük bir kurum olmak için güçlü vizyonlar gerçekleştiriyoruz. Z kuşağının bu konudaki isteklerini dinliyoruz. IT tarafında da şöyle bir şey yapıyoruz: Yazılımdaki bir arkadaşımızın gidip bizim hazine departmanında çalışması çok mümkün değil ama IT departmanı içerisinde bir rotasyonumuz var. Mesela yazılımcı bir arkadaşım benim test ekibine geçip test yapabiliyor ya da network ekibindeki bir arkadaşımız gidip bilgi güvenliğinde çalışabilir. Yine raporlama tarafındaki bir arkadaşımız yazılım yetisi varsa yazılım tarafında çalışabilir. IT departmanındaki çalışanların genelde rotasyonu IT içerisinde kendi istekleri neticesinde olabiliyor.
Ahmet Hoşgör:
— Bunları da sağlıyor olmak güzel. Son olarak aslında kapatmadan sizin söylemek istedikleriniz varsa, başvuracak arkadaşlara ya da başvurmayı düşünen arkadaşlara nereden ulaşabilirler, nasıl ulaşabilirler, neler yapsınlar, kimleri arıyorsunuz ekibinizi genişletmek istediğiniz zaman? Son bir sözü size bırakmak isterim.
Hamit Yaşar:
— Başvurmadan önce bir de eğitim konusuna değinmeyi unuttum ama bankamızda eğitimle ilgili çok güzel şeyler yapıyoruz biz. Bizim IT tarafında insanların eğitimlerini alabileceği yüksek derecede bütçeler ayırıyoruz üst yönetimin de desteğiyle. Hem teknik anlamda gelişmelerini sağlıyoruz hem soft skill eğitimlerle gelişmelerini sağlıyoruz. Gerektiği zaman hem yurt içi hem yurt dışı eğitimler olabiliyor. Bankamıza başvuruyla ilgili olarak da açık pozisyonlarımızı genelde Kariyer.net ve LinkedIn üzerindeki ilanlarımızla duyuruyoruz. Açık pozisyon olmasa bile bizim kariyer.tskb.com.tr adresimiz var. Oraya CV'lerini bırakabilirler. Açık pozisyon olması durumunda öncelikle buradaki başvuruları değerlendiriyoruz. Başvuru sonrasında adaylarla görüşmeler yapıyoruz. İK'daki temsilci arkadaşlar ve departman sorumluları oluyor. Bir mülakat sonrasında bir İngilizce sınavı oluyor. Teknik departmanlarda genelde bu aşamalar geçildikten sonra bir vaka çalışması yaptırıyoruz. Küçük bir yazılım geliştirme aktivitesi gibi düşünebilirsiniz. Sonrasında bunların olumlu geçmesi durumunda süreç, genel müdür yardımcısıyla görüşme ve teklif aşamasına kadar gidiyor.
Ahmet Hoşgör:
— Buradan da bu duyuruları yapmış olalım. Belki dinleyenler arasından kariyer fırsatları konusunda ilgili olanlar vardır. Bugün Codecast'in yeni bir bölümüyle Türkiye Sınai Kalkınma Bankası — Türkiye'nin en eski bankalarından birinin — Uygulama Geliştirme Müdürü Hamit Yaşar'la birlikteydik. Farklı farklı konulara girdik. Hem kendi kariyerinden hem Türkiye'deki yazılım geliştirme süreçlerinin gelişiminden hem gelecekten hem TSKB'den detaylı olarak bahsettik. Çok teşekkür ediyorum Hamit Bey, konuk olduğunuz için. Çok keyifli bir sohbet oldu.
Hamit Yaşar:
— Ben de teşekkür ederim bu fırsatı verdiğiniz için.
Ahmet Hoşgör:
— Çok sağ olun. Umarım belki bir gün fiziksel olarak da görüşürüz. Ofisinizi ziyaret etmek isterim.
Hamit Yaşar:
— Tabii ki, her zaman. Yerimizi biliyorsunuz, deniz kenarında.
Ahmet Hoşgör:
— Evet, biliyorum. Görüşmek üzere, çok sağ olun.
Hamit Yaşar:
— Hoşça kalın. Çok teşekkürler. İyi günler.