Bölüm Hakkında
- Konuk katılımcının kısa yaşam öyküsü ve kariyer gelişimi
- Burgan Bank'ın Türkiye banka teknolojisi ekosistemindeki hedefleri
- Burgan Bank teknoloji ekibinin kullandığı tech stack’ler
- Burgan Bank ve açık bankacılık yaklaşımı - Burgan Bank’ta projeler nasıl geliştiriliyor?
- Burgan Bank ve agile metodolojisi - Burgan Bank çalışma kültürü ve ekip yapısı
- Burgan Bank sistem geliştirme ekiplerinde çalışanların 1 günü nasıl geçiyor?
- Burgan Bank, teknoloji çalışanlarının kariyer yolculuğuna nasıl katkıda bulunuyor?
- Burgan Bank’ın gelecekteki hedefleri ve sektördeki rolü
Bölüm Metni
Ahmet Hoşgör:
— Herkese selamlar. Coderspace’in podcast serisinin yeni bir bölümüyle yaz döneminde sizlerleyiz. Yaz döneminde dinlenme sayılarımız oldukça artıyor. Bu sıcak günlerde farklı bölgelerden, özellikle de remote çalışan dinleyicilerimiz bizi yazın daha fazla takip etmeye devam ediyor. Bugün Mert Olmuşer ile birlikteyiz. Burgan Bank’ta Bilgi Teknolojileri Sistem Geliştirme Bölüm Başkanı olarak çalışıyor. Hoş geldin Mert, nasılsın?
Mert Olmuşer:
— Hoş bulduk Ahmet, iyiyim, çok teşekkürler. Sen nasılsın?
Ahmet Hoşgör:
— İyiyim ben de her şey yolunda. Zaten yayın öncesinde biraz sohbet ettik. Burgan Bank’la daha önce de bazı yayınlarımız oldu ama bugün farklı taraflara eğileceğiz gibi duruyor. O yüzden developer’ların ya da teknik farklı profillerin ilgisini çekecek bir bölüm olacağını düşünüyorum. Yine detaylara hem şirketle ilgili hem projelerle ilgili gireceğiz ama seni tanıyarak başlayabiliriz. Kariyerin, yaşam öykün nasıl gelişti? Teknoloji tarafına nasıl yöneldin ve şu anda Burgan Bank’ta nasıl bir görevin var?
Mert Olmuşer:
— Ankara’da doğdum, büyüdüm. Bilgisayar merakım ortaokul döneminde başladı. O dönem apartmanda bilgisayarı olan bir abimiz vardı, açıkçası ona özenirdik. Seksenli yılların sonundan bahsediyorum; herkesin bilgisayara erişemediği dönemler. Yeni Mahalle Teknik Lisesi Bilgisayar Bölümü’nü kazandım. İlk bilgisayarım 80386’ydı. O dönem kâğıt disketli 5.25 dediğimiz, 3.5’ten bile önce, siyah-beyaz monitörü olan bir bilgisayardı ama o dönemde bizim için çok önemliydi.
Sonra bilgisayar hayatımızın bir parçası hâline geldi. Okul gerçekten çok iyiydi. Haftada iki-üç günümüz laboratuvarda geçerdi. Açıkçası çıkmak istemediğimiz bir ortamdı. Liseden mezun olduğumda birçok programlama dilini, algoritmayı, database bilerek mezun oldum.
Sonra Boğaziçi Bilgisayar Programcılığı’nı kazandım. 1995’te İstanbul’a geldim. Bölüm benim açımdan oldukça rahattı ama İngilizce hazırlığı iki senede geçenlerdenim. Proficiency’de zorlanmıştım, ikinci yıl geçmiştim maalesef.
Okul zamanında sürekli çalıştım yazılım evlerinde. Zaten çok seviyordum bir şeyler yapmayı. O dönem internet çok yeniydi. İnternet bankacılığı falan yok, 1996’lardan bahsediyorum. Daha çok HTML ve CSS kullanarak statik web sayfaları geliştiriyorduk.
Birçok şirketin sitesini yapmıştım değişik yazılım evlerinde. Tasarımları bile kendimiz yapıyorduk. Adobe Photoshop, sonra Macromedia Flash çıktı. O zamanlar “Web Master” title’ı meşhurdu, developer’a evrilmişti.
Okul biter bitmez Mynet’te full-time başladım. Mynet o dönem yeni kurulmuş bir şirketti ve gerçekten okul gibiydi. Membership, Content Management, Web Mail, Web Chat, forum, kullanıcıların kendi web sitesini oluşturabildiği yapılar… Birçok ürün geliştirdik.
Üç yıl Mynet’te çalıştım. Sonra bir karar verdim ve bankacı olacaktım. Yapı Kredi Bankası’na başladım. Sonrasında Akbank, ardından İş Bankası’nın teknoloji şirketi Softtech’te uzun yıllar çalıştım. İki yıl önce de Burgan Bank’a geldim.
Yirmi yıldan fazla oldu banka yazılımlarıyla uğraşıyorum. Büyük bir bölümünde yazılımcı ve mimar pozisyonlarında çalıştım. Sonra yönetici mimar olarak devam ettim. Şu anda bölüm başkanıyım Burgan Bank’ta ama kendimi hâlâ yönetici mimar gibi görüyorum. Bu şekilde çalışmaya alışmışız. Böyle daha iyi hissediyorum kendimi.
Yirmi yıldan fazla çalıştım bankalarda. Development yaptığım dönemlerde ağırlıklı olarak ödeme sistemleri üzerinde çalıştım; uzmanlık alanım diyebilirim. Para transferleri, nakit yönetimi, kurum fatura entegrasyonları, talimat ödemeler…
İki yıldır Burgan Bank’tayım. Yeni şeyler öğrenmeye, bildiklerimizi ekibe aktarmaya devam ediyoruz. Burada olmaktan mutluyum.
Ahmet Hoşgör:
— Bu arada lise hakkında bu kadar olumlu şeyler söylemen ilginç geldi. Yazılım dünyasında çekirdekten yetişmiş bir geçmişin var, bugün de önemli bir pozisyondasın, okulunu da okumuşsun zaten Boğaziçi Üniversitesi’nde. Kod yazdığın dönemleri özlüyor musun? Bunu daha önce birkaç kişiye daha sormuştum, sen de özlüyormuşsun gibi geldi.
Mert Olmuşer:
— Kesinlikle özlüyorum. Çocukken büyümek isteriz ya, burada da öyle. “Tecrübe sahibi olayım, bir an önce yönetici olayım” gibi bir merakım hiçbir zaman olmadı. Hayat sizi bir yerlere taşıyor ama özellikle Mynet dönemindeki haz bambaşkaydı. Zaten kopmadık da.
Bizim organizasyon biraz öyledir. Uğur’la yaptığınız sohbetleri hatırlıyorum. Onlar benden daha fazla vakit bulabiliyorlar bunları yapabilmek için, biraz ondan kaynaklı olabilir. Ama ben de tamamen kopmadım, hâlâ bir şeyler yapmaya çalışıyorum gerek boş vakitlerimde gerek bankada, zaman zaman yazılım süreçlerine dâhil oluyorum.
Ahmet Hoşgör:
— Şu anda Sistem Geliştirme Bölüm Başkanı’sın. Bunun altında neler var Burgan Bank’ta?
Mert Olmuşer:
— Sistem geliştirme bölümü diyoruz ama aslında temel bankacılık ürünlerine sahiplik ediyoruz. Dokuz ürün takımımız var. Bankamız üç yıl önce dijital dönüşüm kapsamında daha hızlı müşteri ihtiyaçlarına cevap verebilmek için ürün odaklı bir organizasyona evrildi.
Temel bankacılık ürünleri diyebiliriz: müşteri ve dış ticaret, mevduat ve varlık yönetimi, ticari krediler (yasal takip ve izleme dâhil), para transferleri, EFT, FAST, havale, karekod, haciz…
Ödeme ekibimiz var. Sigorta ve bancassurance ürün takımı var. Bunun içinde sadece sigorta değil; doküman yönetimi, kontrat yönetimi, kurumsal destek süreçleri de var. Burada IBM’in BPM aracını kullanıyoruz. Yeni nesil süreçlerimizi bu platformda tasarlıyoruz. Tamamen ürün takımımızın yönetiminde gerçekleşiyor.
Bir diğer ekibimiz Nakit Yönetimi. Burada da içerisinde çok fazla ürün var: fatura ödemeleri, kurum entegrasyonları, doğrudan borçlandırma, çek-senet gibi birçok ürüne sahipler.
İş zekâsı, MIS ve Data Warehouse ekibimiz var. İçerisinde risk yönetimi, CRM, veri yönetişim platformu var. Ayrıca yeni kurduğumuz bir yasal raporlamalar takımımız var. Kendi ekibimizi kurduk burada; yeni bir ekip yani, onu vurgulamak istedim.
Son olarak Yazılım Altyapı ekibimiz var. Bu takım diğerlerinden biraz farklı. Ürünlere değil, diğer ürün takımlarının ortak kullandığı platformlara sahiplik ediyor. İhtiyaç hâlinde teknoloji ve dönüşüm desteği sağlıyorlar. Bazı durumlarda diğer ürün takımlarının bir parçası gibi proje boyunca görev alıyorlar. Biraz daha içerideki ürün takımlarına hizmet veren, teknolojik anlamda destekleyen bir ekip. Temelde bu şekildeyiz. Toplamda altı bölümümüz var. Biz temel bankacılık ürünlerine bakıyoruz, sistem geliştirme bölümü diyoruz ama bizim dışımızda dijital kanal geliştirme bölümü var; geçen de birlikteydiniz Uğur’un yönettiği. İnovasyon ve kurumsal mimari, hazine, altyapı hizmetleri, portföy ve bütçe bölümlerimiz var.
Ahmet Hoşgör:
— Teknoloji tarafında neler kullanıyorsunuz? Öncesinde de konuşmuştuk, Open Banking’e (Açık Bankacılık) Burgan Bank nasıl yaklaşıyor? Hızlı hareket edebilir bir banka olduğunu konuşmuştuk Burgan Bank’ın önceki bölümlerde ama çok da detaya girmemiştik açıkçası. Buradaki modernizasyon nasıl gerçekleşiyor? Open Banking tarafında nasıl gelişmeler var? Yazılımcıların, aslında bankalarda çalışanların özellikle çok heyecanlandığı taraflar yeni neslin de. Buradaki detayları paylaşmak da ufuk açıcı olacaktır diye düşünüyorum.
Mert Olmuşer:
— Tabii, Uğur da bahsetti ama ben de kendi penceremden bahsetmek isterim hem teknoloji stack’lerimizi hem de yaptığımız modernizasyon çalışmalarından. En çok üzerinde olduğumuz alan ana bankacılık yazılımı. Kaynak kodlarını bankanın çok önce satın aldığı bir .NET Framework üzerinde inşa edilmiş, database olarak SQL Server kullanılan ve o günün şartlarında bence gayet iyi tasarlanmış bir platform aslında burası. Biz de tabii ki burayı hâlâ yaşatmaya, güncel tutmaya devam ediyoruz. Son olarak .NET Framework 4.8 versiyonuna yükselterek güncel duruma getirdik altyapıyı. Hatta şunu söylemem lazım; her ne kadar bütünleşik ve geleneksel bir yaklaşımla o günün şartlarında tasarlanmış olsa da back-to-back iletişim olsun, kanallara verdiğimiz hizmetler olsun web servisler üzerinden sağlanıyor. Şube kanalında bizim yine ana bankacılık yazılımı içerisinde web tabanlı bir kısım diyebilirim.
Dijital kanallar tamamen içeride geliştirilmiş, bizim ana bankacılık gibi değil. Kubernetes üzerinde koşan container tabanlı bir mimariye sahip. Container tabanlı diyoruz, şimdi ondan bahsedeceğim. Sadece dijital taraf değil aslında, onu vurgulamak istedim. Biz de yani ana bankacılık bölümü, yani sistem geliştirme bölümü olarak aslında biz de container tabanlı mimaride yazılım geliştiriyoruz. Özellikle son zamanlarda yaygın bir şekilde kullanıyoruz. Ana bankacılığa göbekten bağlı olmayı gerektirmeyen yeni ürünleri bu mimariyle geliştirmeyi tercih ediyoruz. Hatta bazen bazı modülleri eğer fırsatını bulursak, ne demek istiyorum? Öyle talepler ya da ihtiyaçlar oluyor ki altyapı değişikliği gerektirebiliyor. Bu durumlarda da mesela o modülü yeni mimariye dönüştürmeyi tercih edebiliyoruz. Her ikisine de yakın zamanda yaptığımız projelerden birkaç örnek vereyim.
Örneğin son zamanlarda sigorta satışlarının kanallardan açılması için çalışıyoruz. Önemli projelerimiz arasında; burada mesela hayat sigortasının doğrudan ya da kredi ile bağlantılı satışını bu mimariyi kullanarak gerçekleştirdik. Bir başka örnek tedarikçi finansman sistemi. Bu da yeni devreye aldığımız bir ürün. Mesela burası biraz daha farklı. Tamamını dışarıda geliştirmedik ürünün. Çünkü tedarikçi finansman ürününün, işte ne bileyim iskonto olsun, alıcıdan tahsilat, tedarikçiye ödeme kısımları zaten ana bankacılık içerisinde var olan reuse edilebilir komponentler. Dolayısıyla buraları yine ana bankacılık içerisinde geliştirdik ama alıcıyla tedarikçiyi bir araya getiren bir third party var. Sonuçta tedarikçi finansman sisteminin çalışabilmesi için kullanmamız gereken, entegre olmamız gereken bir platform vardı. Bu entegratör kısmını tamamen ana bankacılık dışında mikroservis mimarisi ile geliştirerek birleştirdik. Bir tane de dönüşüm yaptığımız bir örnek vereyim; o da bir customer profile servisi. Bu da bizim dijitalde en çok tükettiğimiz, performans problemi yaşadığımız, optimizasyon ihtiyacı olan servis kümesiydi. Bunu da refactor etmek gerekiyordu ama biz yerinde bunu yapmaktansa dışarıya çıkarmayı, mikroservis hâline dönüştürmeyi tercih ettik. Yani demek istediğim, fırsatını buldukça biz bu dönüşümleri sürekli yapıyoruz bankada. Bunu yapabiliyoruz çünkü hem kullandığımız araçlar bizi bu konuda destekliyor hem içeride de bunu yapmak isteyen her ekipte arkadaşlarımız var. Açıkçası fırsatını yakaladığımızda bunları yapmaktan çekinmiyoruz.
Bu platform nasıl bir platform? Ondan bahsedeyim. .NET Core ile geliştiriyoruz. Ayrıca bir standardımız var. Standart demeyeyim, benimsediğimiz bir best practice var. Development yapmayı hızlandıran, kolaylaştıran bir Dapr aracını (Distributed Application Runtime) kullanıyoruz. Neden bunu kullanıyoruz? Aslında bunu bir yerde kullandık, sonra bütün uygulamalarımızı bu mimaride geliştirmeye devam ediyoruz. Geliştirdiğimiz mikroservislerin çoğunda event-based iletişim ihtiyacı oluyor, Kafka ile. Ya da illaki bir servis çağrısı, secret management ya da state management ihtiyaçları olabiliyor ki Dapr bu ihtiyaçları basitleştirdiği için ciddi anlamda kullanıyoruz.
Bir de son olarak önemli odağımızda olan projelerden bahsedeyim. Burada tedarikçi finansmandan, sigorta projelerinden bahsettim ama yine factoring projemiz var, üzerinde çalıştığımız bu yıl içerisinde. Yani ilk fazını, MVP’sini devreye aldığımız, ikinci fazını da yakında devreye alacağımız bir ürün. Mevduat tarafında ciddi anlamda değişik ürünler geliştiriyoruz. Hem kampanya kazanımları ile orantılı faiz farklılaştıran, faiz avantajı sağlayan ürünler hem de fon bağlantılı mevduat ürünleri çıkarıyoruz.
Bir diğer bu yıl özellikle odağımızdaki şey Burgan Yatırım entegrasyonları. Burgan Yatırım’la ciddi anlamda entegrasyonlarımız var. Hem yatırımdaki varlıkların hem de bankadaki varlıkların bir arada tek bir dashboard’da görüntülenmesi gibi bir çalışmamız var.
Tabii bir diğer önemli kısım da senin başta vurguladığın Açık Bankacılık. Açık bankacılığı da biz çok önemsiyoruz. Aslında FAST hayatımıza girdiği zaman da Burgan Bank bu işi en hızlı yapan ve performans olarak da en önde bu işi tamamlamış bankalar arasındaydı. Biz önemsiyoruz ödeme tarafındaki entegrasyonları. Burada da hem ödeme hizmeti sağlayıcısı olarak hem de hesap hizmeti sağlayıcısı olarak yer alıyoruz. Daha önce ilk on banka arasında değildi Burgan Bank ilk fazda ama ilk faza dâhil olmak istiyoruz o ekosisteme.
O nedenle çalışmalarımızı yapıyoruz. Özellikle hesap hizmeti sağlayıcısı tarafındaki çalışmalarımız neredeyse tamamlandı.
Ödeme hizmeti sağlayıcısı tarafında da BKM ile olan entegrasyonu, bahsettiğim mikroservis mimarisi ve container tabanlı yapı ile geliştiriyoruz. Bu entegrasyon katmanını Uğur’un bölümündeki arkadaşlar yürütüyor. Biz de ödeme sistemi ve hesap sistemi tarafında gerekli servisleri sağlayarak onlara hizmet veriyoruz.
Ahmet Hoşgör:
— Aslında bu bahsettiklerin platform tarafına da bu developer’ların hayatındaki sürtünmeyi kaldırdığınız tarafa da yavaş yavaş ben geçmek istiyordum. Çünkü developer’ların ne yaptığı kadar nasıl yaptığı da önemli. Özellikle kariyer ya da şirket seçerken kimlerle ve nasıl bir altyapıda çalıştıkları mutluluğu belirleyen en önemli kriterlerden biri. Oradaki gelişmeler de heyecan verici. Onları da merak ediyorum.
Mert Olmuşer:
— Tabii. Biz sonuçta A Takımı olarak en çok şuna odaklanıyoruz: Developer’ların hayatını nasıl kolaylaştırırız, sürtünmeyi nasıl azaltırız, ekiplerin yazılım geliştirme süreçlerini nasıl hızlandırırız? Bu konulara ciddi şekilde çalışıyoruz. Burada Darço’nun da büyük katkısı var, gerçekten bu konuyu çok önemsiyor.
Son dönemde bu konuda yaptığımız çok fazla çalışma var ve şimdiden aslında faydalarını görüyoruz diyebilirim. Bunlardan en önemlisi DevOps tarafındaki yaptıklarımız. Şu an bütün projelerimizi DevOps pipeline’ları üzerinden CI/CD süreçleriyle gerçekleştiriyoruz.
Bununla beraber Darço da bahsetti, ortam konusu bizim için çok önemli. Yeni bir feature yarattığımız zaman — sonuçta bu yazılımcı arkadaşlarımızın en çok dert yandığı konulardan birisi — entegrasyon testlerini koşacakları bir ortama ihtiyaçları oluyor.
Uzun süren bir çalışma sonucunda yeni bir feature ortamını çok kısa sürede ayağa kaldırabiliyoruz. Üstelik tüm entegrasyon noktaları ve database’lerde sample datasını hazırlayacak şekilde. Bu mesela bizim için son zamanlarda yaptığımız en önemli işlerden biriydi. Yani bu hayatı kolaylaştıracak adımlardan biri.
Loglama ve izleme tarafında da güçlü kaslarımız var. Özellikle izlenebilirliğin artırılmasını çok önemsiyoruz. Son zamanlarda neredeyse tüm uygulamaları Elastic APM’e entegre ederek yapmaya çalışıyoruz. DevOps ekibi bu aracı çok iyi yönetiyor. Böyle bir ekibimizin olmasından da çok mutluyum. Burada bizim ihtiyaçlarımızı çok hızlı bir şekilde karşılıyorlar ve bütün uygulamaları buraya entegre ederek performanslarını izleyebiliyoruz. Hatta bir anomali oluştuğunda hızlıca alert olabiliyoruz. Hatanın oluştuğu satırları bile görebiliyoruz ve bu da düzeltme sürecini bayağı hızlandırıyor.
Bir diğer konu yine belki tekrar olacak ama Event Driven Architecture; özellikle ana bankacılık tarafında da çok sık kullandığımız, çok sık faydalandığımız bir yapı. Sistemler arasında sürekli bir etkileşim ihtiyacı var. Bir sistemdeki değişiklik başka bir sistemde ya da birden fazla sistemde aksiyon almayı gerektiriyor.
Burada CDC ve Kafka’yı birlikte kullanıyoruz. Veritabanı değişikliklerinde ClickReplicate diye bir ürünü kullanıyoruz. Bu ürünü, bu değişikliği anında yakalayıp Apache Kafka üzerinde event stream’e dönüştürebiliyoruz. Sonrasında bahsettiğim mimaride belli bir amaca hizmet eden küçük mikroservisler geliştirerek bu event’leri proses edebiliyoruz. Bu sayede — burası çok önemli aslında — sistemler birbirine angaje olmadan esnek ve asenkron şekilde birbiriyle iletişim sağlamış oluyor.
Çok yerde kullanıyoruz. En önemlileri işte fraud entegrasyonlarında; birçok sistemden fraud sistemine bir veri akışı söz konusu. Bu tarz beslemelerde CDC-Kafka mimarisini kullanıyoruz.
Modifikasyonlar bir diğer örnek. Orada da mesela sistemin belli bir aşamasında ya dış müşteriye ya da iç müşteriye bilgilendirme yapmak gerekiyor ya da kampanya senaryolarında da bu yöntem sıkça kullanılıyor.
Son zamanlarda — az önce bahsettim — Burgan Yatırım entegrasyonları. Müşteri edinimi, sözleşme entegrasyon süreçleri gibi alanlarda tamamen bu yapı üzerinden entegrasyonlarımızı hızlıca gerçekleştirebiliyoruz.
Ahmet Hoşgör:
— Ekiptekilerin nasıl bir çalışma düzeni var, paydaş ilişkileri nasıl? Günleri nasıl geçiyor? İki sorum olabilir aslında. Bir tanesi: Siz bütün bu uzun uzun anlattığınız şeyleri nasıl bir time frame’de planlıyorsunuz, yol haritalarını nasıl çıkarıyorsunuz ve nasıl kontrol ediyorsunuz? İkinci soru da bunun içerisindeki arkadaşlar gün içerisinde bunları nasıl ilerletiyor?
Mert Olmuşer:
— Planlama tarafına gelirsek; bankada yıl sonuna doğru başlayan bir stratejik planlama sürecimiz var. Buna master plan da diyebiliriz. Yılı çeyreklere bölerek, ürün bazında orta ve büyük ölçekli talepleri göz önünde bulundurarak her ürün takımı başındaki Product Manager’la bir yol haritası çıkarıyor. Bunun üzerinden ilgili paydaşlarıyla, ürün iş birimleriyle el sıkışılıyor. Ve aslında bu master plana yıl sonuna kadar sadık kalmıyoruz. Her çeyrek strateji toplantıları yapılıyor, öncelikler değişebiliyor. Esnek bir yapımız var planlama konusunda.
Yıllık ve çeyreklik bazda yaptığımız, daha çok orta ve büyük talepler seviyesinde bir planlamamız var. Bunun yanında ekipler 15 günlük sprint’lerle çalışıyor. Hem yol haritasındaki işleri küçük parçalara bölerek ilerliyorlar hem de her çeyrekte küçük talepleri karşılayabilecek bir kapasiteleri oluyor. O kapasitelerini kullanarak daha hızlı devreye almaları gereken küçük talepleri devreye alıyorlar.
Açıkçası hem yılın başında resmettiğimiz yol haritasındaki işleri ilgili zamanlarda tamamlamaya çalışıyoruz hem de her sprint öncesi iş kollarının, kapasitemiz ölçüsünde gelen isteklerini karşılamak gibi bir görevimiz var.
Çevik metodolojiyi tam uygulayan ekiplerimiz var. Bazıları dönüşüm sürecinde. 3-4 takımımız bu dönüşümü tamamladı. Diğer ekiplerimiz de yavaş yavaş bu süreci tamamladıkça bütün ekiplerimiz tamamen çevik metodolojiyi kullanıyor hale gelecek. Genel olarak bunlardan bahsedebilirim.
Ahmet Hoşgör:
— Yani aslında Türkiye internet yazılım geliştirme tarihinin farklı noktalarına tanıklık etmişsin. Web Master title’ı kaybolmuş, Flash’la web siteleri yapılırdı, o kayboldu. Application’lar bugün hepimizin gündeminde. Geçtiğimiz üç seneye baktığımızda NFT, blockchain çok trend oldu. Belki metaverse geçen sene konuşuldu. Şu anda generative AI, chatbot’lar, ChatGPT gibi konular ön planda. Önümüzdeki dönemi hem senin bakış açınla hem Burgan Bank bakış açısıyla, müşterilere daha iyi bir hizmet sunmak için bunları leverage etme açısından yeni teknolojileri ve yakın geleceği nasıl görüyorsun?
Mert Olmuşer:
— Yapay zekâ hisselerinin son zamanlardaki yükselişine de bakacak olursak aslında nereye evrileceğimizi tahmin etmek çok da zor değil. Zaman içerisinde pek çok alanda etkisi olacak. Bizim tarafımızda yapay zekâ özellikle kod geliştirme kalitesini artırma ve hızlandırma anlamında fayda sağlayabilir. Mesela şu anda bazı developer arkadaşlarımız source code’larda ChatGPT üzerinden dokümantasyon oluşturmaya başladılar. Bu anlamda ileride belki code review ya da test otomasyonu tarafında — tabii yakın gelecekten bahsediyorum — ciddi fayda sağlayacağını tahmin ediyorum.
Tasarım aşamasında da ürün geliştirmeden önce o tasarımın nasıl yapılacağına dair önerilerde bulunabilir ya da eldeki malzemeye göre ürünün nasıl geliştirilebileceğine dair bazı öneriler sunabilir.
Biz bankada ne yapıyoruz? AI/ML tarafında da çalışmalarımız var. Özellikle iş zekâsı tarafında geliştirdiğimiz bir analitik platformumuz var. Analitik geliştirmelerin tamamen on-site yapılabildiği bir ortam sağlıyoruz: JupyterHub. Daha çok dış kullanıcılar için tasarladığımız bir platform; çünkü bazen third party firmalardan modelleme anlamında hizmet alma durumumuz olabiliyor. Tabii sadece dış kullanıcılar için değil, iç kullanıcılar da rahatlıkla kullanabiliyor. Neticede makinelerine herhangi bir kurulum yapmadan doğrudan platformun web arayüzünü kullanarak Python kod geliştirmeye başlayabiliyorlar. Aynı zamanda hem data engineer hem data scientist rolleri için platform bu ekipleri bir araya getirerek işlerin daha hızlı tamamlanmasını sağlayabiliyor.
Model geliştirdikten sonra pipeline’lar vasıtasıyla hızlı bir şekilde OpenShift ortamında canlıya alabiliyoruz. Bu platform üzerinde yakın zamanda geliştirdiğimiz iki model var. Bir tanesi mevduat fiyatlama modeli. Müşterinin mevduat faiz oranı hassasiyetini tespit ederek, banka politikaları çerçevesinde müşteriyi bankaya bağlayacak uygun faiz oranını tahminlemeye çalışıyor. Bir diğeri de erken uyarı sistemi. Burada müşterinin kullandığı kredilerin batağa girmeden olası bir batağa girmeden erken dönemde ödeme zorluğunu tahminleyerek ilgili birimlere gerekli aksiyonları alması için uyarı sinyalleri üretiyor. Bu çalışmalarımız platform üzerinde yenileri eklenerek devam ediyor olacak.
Ahmet Hoşgör:
— Evet, platformda hızlı canlıya alma olanağı bu konularda tabii kritik. Mevduat tarafındaki proje de özellikle yenilikçi bir proje gibi geldi. Banka denince churn ya da NPL gibi konular ön plana çıkıyor. Dinamik mevduat teklifleri iyi duruyor. Aslında oldukça farklı konular konuştuk. Hem Türkiye’nin bilgisayar ve internet tarihi tarafına değindik hem Burgan Bank’la ilgili önemli konulara değindik. Event Driven Architecture, açık bankacılığa verdiğiniz önem, platformlar, geliştirdiğiniz ürünler…
Kapatmadan önce tekrar sana söz vermek isterim. Ekiplerine başvuracak kişiler için nereden başvuru yapabilirler? Kimleri beklersiniz aranıza? Kimler gelirse karşılıklı bir kazanç olur? Siz de mutlu olursunuz, onlar da mutlu olur? Ne tarz profiller arıyorsunuz? Son olarak bir call to action bölümü gibi sana sözü vermek isterim.
Mert Olmuşer:
— Tabii. Ben de bu bankada iki yıldır çalışıyorum. Mynet’i çok anlattım ama burası bana biraz o dönemi hatırlatıyor. İş yapma modeli ve arkadaşlık ortamı anlamında benzer bir ruh var. Arkadaşlık ortamı çok iyi. İş bilgisi yüksek, emektar arkadaşlar var. Onlardan bir şey öğrenmek gerçekten çok değerli. Genç, dinamik, kendini geliştirmek isteyen arkadaşlar da var.
Ekip içi ve ekipler arası iletişim ve iş birliği çok güçlü. BT takımları oldukça proaktif davranıyor. Genelde başka yerlerde gelen talep kadar proaktivitesi oluyor çalışanların ama burada öyle değil. Gözü kulağı hep açık, dışarıda olabilecek belki BT’yi doğrudan etkilemeyecek dolaylı etkileyecek, daha doğrusu bir işin gelmesi, bir iş yapılması anlamında söylüyorum ama bir tebliğ yayınlandığında iş kolundan önce biz haberdar olabiliyoruz. “Bunu nasıl yaparız, nasıl devreye alırız?” diye hemen çalışmaya başlıyoruz. Bu benim çok dikkatimi çekti. İnsanlar gerçekten işini sahiplenmeyi ve birlikte üretmeyi seviyor.
Hem ana bankacılık tarafında hem ürün tarafında kendini geliştirmek isteyen analistler için fırsatlar var. Yazılım tarafında da her iki teknolojiyi kullanıyoruz ve yeni nesil teknolojileri ciddi anlamda önemsiyoruz. Bence diğer bankalara göre biraz daha start-up tadında ilerliyoruz. Hem bankacılık, bankacılık ürünleri anlamında hem de teknoloji tarafında kendini geliştirmek isteyen herkese kapımız açık.
Ahmet Hoşgör:
— Çok teşekkürler, ağzına sağlık. Uzun bir Zoom ve keyifli bir sohbet oldu Mert. Çok teşekkür ediyorum paylaştıkların için. Umarım bir gün yüz yüze de tanışma fırsatımız olur.
Mert Olmuşer:
— Beklerim her zaman. Ben Uğur gibi sürekli ofise gelen biri değilim ama randevulaşırsak gelirim tabii ki.
Ahmet Hoşgör:
— Evet tabii, görüşmek üzere.
Mert Olmuşer:
— Görüşmek üzere.