Bölüm Hakkında

  • Konuk katılımcıların kısa yaşam öyküsü ve kariyer gelişimi OCTAPULL nedir?
  • OCTAPULL ürünleri nelerdir? Satış Gücü Otomasyonu (SFA) nedir?
  • OCTAPULL girişiminin hikayesi
  • OCTAPULL hangi tech stack’ler kullanılıyor?
  • OCTAPULL Product ve Yazılım ekiplerinde çalışanların 1 günü nasıl geçiyor?
  • Çalışanların gelişimi için sunulan imkanlar neler?
  • Yazılım ekipleri içinde rotasyon ve eğitim imkanları nasıl?
  • OCTAPULL teknoloji ekiplerinin gelecek hedefleri

Bölüm Metni

Ahmet Hoşgör:
— Herkese selamlar. Ben Coderspace’ten Ahmet. Bugün farklı bir bölümle karşınızdayız. Genç ve iddialı bir girişimi konuk ediyoruz. Octapull’dan Cem Gürsu bizlerle. Head of Product & Growth olarak çalışıyor. Hoş geldin Cem, nasılsın?
Cem Gürsu:
— Hoş bulduk Ahmet, iyiyim. Sen nasılsın?
Ahmet Hoşgör:
— İyiyim ben de her şey yolunda diye umuyorum. Almanya’dasın şu anda.
Cem Gürsu:
— Evet evet, Münih’teyim şu anda. Bu yayına da Münih’ten katılıyorum. Her şey yolunda. Tahmin edersin, Almanya’nın soğuk havaları. Onun dışında herhangi bir problem yok.
Ahmet Hoşgör:
— Doğru doğru, evet. Bir anda soğudu bu podcast’i yaptığımız günlerde. Tüm dünyada, Türkiye’de de hava… Evet, burada hem seni bir tanımak isterim, sonrasında tabii Octapull’u da duyanlar var ama B2B tarafı da var. Çok B2C olmadığı için bilmeyenler de vardır bazı noktalarda ilk etapta. Ama önce bir seni tanıyarak, seni dinleyerek başlayabiliriz.
Cem Gürsu:
— Tabii. Ben 2021 yılında Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun oldum. İşletme dersleri aldık. Bazı girişimcilik derslerimiz vardı; finans, pazarlama falan derken mezun olduğumda önümde üç dört tane farklı seçenek vardı aslında. Ama daha önce de hem okuldayken hem de yazları girişimcilikle ilgili bir hevesimiz vardı. Kendi kurmak istediğimiz farklı farklı girişimler vardı. Bu üç dört seçenekten biri danışmanlık şirketiydi, işte hocamla okulda üzerine çalıştığımız bir proje vardı, farklı alternatifler vardı. Dedim ki ya, biz girişimcilik istiyoruz. En azından kendi kendime o dönemde düşünürken sorguladım. Sonra da dedim ki, biz bu yaşta bu riski almazsak, denemezsek ne zaman olacak?
Octapull’la yolumuz kesişti burada. Orada da 2021 yılının mart ayından beri mevcut durumda çalışıyoruz Octapull’da. İki yıl çalıştıktan sonra da biraz da böyle, hani girişimi götürüyoruz ama paralelinde akademik olarak da bir şeyler yapabilir miyim diye kendi kendime düşünüyordum. Bir Münih Teknik Üniversitesi’ne master başvurusunda bulundum o sıralarda. Sonra da Münih Teknik’te Management and Technology programına kabul aldım. Zaten biliyorsun, pandemiden sonra biraz iş yapma şekilleri değiştiği için uzaktan çalışmak bir problem olmuyor. Birlikte paydaşlarımızla da bu konuyu konuştuk. Onlar da bana sağ olsunlar biraz da yol açtılar. Hani git orada hem master’ını yap hem de Octapull’da devam ettir dediler. Benim de zaten buradaki ana planım okulda öğrendiklerimi uygulayabileceğim bir alandı. Şu anda benim için gayet güzel bir duruma gelmiş diyebilirim kısaca. Yani kendi kariyerimin yönelme hikâyesini böyle söyleyebiliriz.
Ahmet Hoşgör:
— Süper, süper. Evet, birçok ortak nokta çıktı. Boğaziçi, Beşiktaş, Alpata tarafı, Eskişehir tarafı. Octapull’da biz seninle toplantılara katıldıkça böyle ortak taraflar çıktı. Evet, Octapull ve OctaMeet de aslında bu podcast özelinde biraz daha fazla anlatmak istiyoruz. Çünkü çok yaygın kullanılan dünyada şu anda bir mecra, bir alan, bir platform. Ama böyle bir Türk girişimi de var. Neler yapıyorsunuz Octapull’da? Nasıl bir hikâyesi var?
Cem Gürsu:
— Aslında Octapull, 2020 yılında temelleri atılmış bir proje. Ben yokken de sen de bahsettin zaten, Alpata Grup tarafından. Alpata’nın kanatları altında ortaya çıkmış bir proje diyebiliriz. 2020 yılında temelleri atılmıştı. 2021 yılında proje hızlanma sürecine girdi ve ben de kurucu ekiple birlikte, yani fikir sahipleriyle projeye dahil oldum.
Octapull ne yapıyor? Octapull aslında bireysel ve kurumsal kullanıcıları düşündüğümüzde eğitim, iş ve satış süreçlerini dijitale taşımayı amaçlıyor. Yani asıl hedefi bu diyebiliriz Octapull için. Bunun içinde farklı farklı ürünlerimiz var. İşte OctaMeet dediğimiz video konferans odaklı bir ürünü var. Bu zaten direkt şu anda insanların sık sık kullandığı; online dersler olsun, online seanslar olsun. Artık hibrit çalışma biliyorsun tamamen yerleşmiş durumda. Her ne kadar Amazon ve diğer şirketler burada ofise çağırmaya devam etse de günün sonunda Amazon’un Londra ofisi ile Amerika’daki ofisi bir online toplantı uygulamasından görüşmek zorunda kalıyorlar. OctaMeet de biraz buraya hitap ediyor.
Paralelinde de yine aynı dönemde başlayan SFA, yani Sales Force Automation dediğimiz bir ürünümüz var. Bu biraz daha B2B odaklı. Hani öyle düşünebiliriz burada. B2B odaklı olması ne demek, biraz daha detay verebilirim istersen SFA tarafında.
Ahmet Hoşgör:
— İyi olur, iyi olur.
Cem Gürsu:
— Özellikle hızlı tüketim malları, perakende, dağıtım gibi sektörlerde eğer satış ekipleriniz varsa, buradaki satış ekiplerine biraz daha fayda sağlayan bir tool gibi düşünebiliriz SFA’yı. Fiziksel olarak gerçekleştirilen satışları dijitale taşıyor işletmeler için. Burada SFA olarak zaman ve maliyet tasarrufu sağlıyoruz. Bazı modüller var. Bu modülleri isterseniz direkt alıp kendi satış süreçlerinize entegre edebilirsiniz. İsterseniz B2B tarafında biraz daha işletmelere özel geliştirilmesi gereken yerler oluyor operasyonlarda. Hani biraz da buraya götürdüğünüz bir ürün gibi düşünebilirsiniz.
İki tane daha ürün var, istersen kısaca onlardan da bahsedeyim. Bizim asıl şu anki kilit ürünlerimiz bunlar ama OctaSales diye, Octapull’un çıkış amacı aslında OctaSales ile başlamıştı. Bu da neydi? Pandemide insanlar dijitalleşmeye odaklandı. Biz de satış süreçlerini dijitalleştiririz diyerek OctaSales diye bir fikirle ortaya çıktık aslında, Octapull’un dayanağı da buydu. Burada da saha görüşmelerini uzaktan planlayıp takip etmek, Octapull’un desteklediği distant channel management dediğimiz uzaktan saha yönetimi organizasyonunu OctaSales’te yapabiliyorsunuz.
Özetle burada ne yapıyoruz OctaSales’de? Biz aslında etkili görüşmeler yapıyoruz. Bu görüşmelerde müşterilerinize sorular soruyorsunuz, anket gönderebiliyorsunuz, satış formlarını otomatik doldurup alabiliyorsunuz. Yani bir satış sürecini ve müşteri iletişimini güçlendirdiğiniz bir platform olarak düşünün. Bunu cross-platform olarak da yapabiliyoruz. Mobil uygulamada yapabiliyoruz, web’de yapabiliyoruz. İleride getireceğimiz özellikler de burada; zaten artık yapay zekâ eskiden geleceğe yönelik bir yatırımdı, şu an çoğu şirkette olması gereken bir hale geldi.
Hani biz de ta o zamandan duygu analizi, yani görüşmeler sırasında müşterilerimizi en çok neler heyecanlandırabilir, hangi ürünlerde veya hangi sunumlarda, hangi unique selling proposition dediğimiz kısımlarda belki oralarda heyecanlandılar mı, bunu tespit edebileceğiniz bir uygulama gibi düşünebilirsiniz.
Son olarak da Octapull B2B. Bu da biraz daha aslında işletmeden işletmeye gibi düşünebiliriz. Buradaki de kısaca özetleyecek olursam, Octapull B2B’de biz işletmelerin kendi arasındaki satışları destekliyoruz. Bu da nasıl diyeyim, örnek olarak işte bir pazar yeri düşünün. Ben satıcıyım, direkt müşteriye satıyorum. Sizin oradaki satıcılar ve alıcılar, aslında ikisi de işletmenin olduğu bir ekosistem düşünürseniz, Octapull B2B ürünümüz de aslında biraz buraya odaklanıyor diyebilirim.
Ahmet Hoşgör:
— Yani pandemi öncesindeki o şeyleri hatırlıyorum. Çok da yoktu zaten bildiğimiz video konferans araçları. Beş senede Türkiye’den tabii şu anda böyle bir şirket çıkması… Şu anda biz bu görüşmeyi de OctaMeet üzerinden yapıyoruz bu arada, onu da söyleyelim. Bunun çok sorunsuz ilerlemesi tabii çok ilginç. Yani beş sene önce, 2019’da özellikle söylense bu bana; “Türkiye’den böyle bir girişim çıkacak ve burada çok rahat konuşulabilecek, bir bağlantı sorunu olmayacak” vesaire dense inanmazdım. Tabii burada pandeminin, sektörün ve tüm dünyanın buna adapte olmasının da faydası var. Ama biz de vallahi bütün görüşmeleri, yani siz de yaptığınız bütün görüşmeleri buradan ilerlettik. Sorunsuz bir şekilde devam ediyor. Peki bu sorunsuzluğun arkasında nasıl bir teknoloji var, nasıl bir product ekibi var? Bunu nasıl sağlıyorsunuz? Kolay bir problem değil teknik anlamda.
Cem Gürsu:
— Evet. Aslında burada biz bir open source kaynak kullanıyoruz. Yani kendi video bridge’lerimizde. Şimdi biraz daha teknik taraflarına girmeden, hani dinleyicilerimiz de anlasın diye burayı anlatacağım. Hani biz burada ilk başta bahsettim ya, OctaSales üzerinden çıktık. Biz burada bunu geliştirirken bir video engine motorunu kendimiz, yani kendi yazılımcı ekibimizle ortaya çıkarttık. Şu anda da Octapull’un arkasında yirmi beş kişilik bir ekip var gibi düşünebilirsin. Buradaki bu yirmi beş kişilik ekipte işte product tarafımız var, kendi iç UI/UX tasarımcımız var, tam zamanlı bizimle çalışan. Çünkü Octapull olsun, OctaMeet olsun, SFA, Octapull B2B… buralarda gerçekten çok farklı farklı ihtiyaçlarımız oluyor ve bu ihtiyaçlara anlık olarak çözüm getirmemiz gerekiyor. Bazı noktalarda dışarıdan outsource servis aldıklarımız oluyor ama takdir edersin ki bunlar önemli detaylar. Biz de burada kendi ekibimizi bu yönde yürütmeye çalışıyoruz.
Yani arkada hem product tarafında hem UI/UX tarafındaki tasarım ekibimiz, yazılımcı tarafımızda; hem DevOps olsun, backend olsun ayrı ayrı çok detaylı kırılımları var. Biz tamamen şöyle söyleyebilirim Ahmet, bizim bu yazılımcı ekibimiz yerli, Türk bir ekipten oluşuyor. Çok genciz, yaş ortalamamız çok düşük. Hani beni saymazsak herhalde 25–26 yaş ortalamasıyla geliştirme yapan bir ekibimiz var diyebilirim. Ekipte farklı farklı yerlerden arkadaşlarımız var. Zaten OctaMeet olarak da uzaktan çalışmayı savunuyoruz, bu mottoyla hareket ediyoruz. Hibrit bir sistemimiz var. Eskişehir’de yoğunluklu, Ankara’dan çalışanlarımız var, Antalya’dan var, İstanbul’dan var, Çanakkale’den var. Ben biliyorsun Münih’teyim şu anda, bir senedir Münih’ten çalışıyorum. Böyle farklı farklı lokasyonlardan Octapull ürünlerini geliştirmeye devam ediyoruz.
Ahmet Hoşgör:
— Yani burada senin maceran nasıl oldu? Sen aslında growth marketing gibi biraz daha herhalde başladın, sonra product’a da kaydın. Sen nasıl geliştirdin oradaki kendi kariyerini ya da skill set’ini? Daha çok üründen de muhtemelen sorumlu olmaya başladın.
Cem Gürsu:
— Aslında orada dediğim gibi ben ilk girdiğimde growth tarafıyla başladım. Growth da benim okuldan mezun olduğumda daha yeni yeni gelişen bir alandı. Yani çok fazla bilinen bir alan değildi. Hatta dünyada hâlâ yeni yeni; Türkiye’de bunun bir community’si falan da yoktu. Şu anda ufak ufak kuruluyor, insanlar birbirleriyle etkileşime geçiyor. Ben de LinkedIn’den görüşüyorum böyle insanlarla, ekosistemi büyütelim diye.
Product tarafında, başta bahsettim ya, bir girişim hevesim vardı zaten okulda da. Normal hayatımda da mesela bir uygulamaya bakarken alıcı gözle bakıyorum; bunu nasıl yapabiliriz, nasıl edebiliriz, ya işte şu güzel olmuş, biraz buraya gelsek… Farklı farklı şeyleri gördük. “Ya bu bizde daha iyi olur” dediğimiz bir mindset vardı. Bizim Octapull’da da şöyle bir durum oldu. O zamanki ekipte bazı değişimler oldu. Biliyorsun Türkiye’de şu anda en büyük sıkıntılardan biri insan kaynağı gerçekten. Türkiye’de insan kaynağı bulmak, özellikle bizim sektörde katma değerli üretim yapacak insan kaynağı bulmak zordu. Ben de orada bir fırsat vardı. O an pozisyonda bir boşluk vardı. Dedim ki, neden olmasın? Kolları sıvadık, girdik buraya.
Buna girerken de üründeki bütün detaylara zaten az çok hâkimdim. Hani growth’çu da olsan neyi büyütmeye çalıştığını bilmek zorundasın. Burada da insanlara neyi göstermek istediğini bilmek zorundasın. Zaten az çok bilgim vardı, biraz daha derinleştirdim. Daha sonra işte biraz da bu, bence start-up’ların, girişimlerin avantajlarından biri olduğunu düşünüyorum. Bu tür yapılarda daha hızlı, daha çabuk değişimler olabilir, insanlara daha fazla fırsatlar çıkabilir. Bununla ilgili bizim kendi iç ekibimizde de yine birazdan detaylı konuşuruz, çok hızlı yükselişler ya da çok hızlı değişimler olabiliyor. Bence girişimlerin en büyük avantajı bu. Ben de böyle bir avantajdan faydalandım diyebilirim.
Zaten istediğim bir alandı. Daha sonra biraz product tarafında rol aldım. Sonra ekibimiz büyüdü. O zaman üç kişiydik, 2021 yılında bu Octapull projesine başladığımızda. Şu an yirmi beş kişilik bir ekiple yola devam ediyoruz ve önümüzdeki günlerde de bu sayıyı artırmayı hedefliyoruz kullanıcı sayımızla paralel olarak.
Ahmet Hoşgör:
— Evet süper. Aslında kullanıcı sayısı demişken şunu da sorabilirim. Şimdi Octapull sitesine girdiğinde farklı ürünler var. Bazıları dediğin gibi B2B ama B2C’ler de var. Bunu kullanmak isteyenler, bireysel veya kurumsal olarak nasıl başlayabilir, nasıl paketlerle ilerleyebilirler?
Cem Gürsu:
— Aslında burada bizim OctaMeet tarafında direkt girip kullanmaya başlayabilirler. OctaMeet, online video konferans platformu. Girdiğinizde hesap açıyorsunuz. Zaten çok hızlı bir hesap açma sürecimiz var. Direkt kullanmaya başlayabiliyorsunuz. Ama diğer SFA olsun, Octapull B2B olsun, OctaSales olsun, oralarda bizim product manager arkadaşlarımızla bir demo ayarlamanız gerekiyor. Bu demo ayarlandıktan sonra biz ihtiyaçlarınıza göre netleştiriyoruz. Az önce konuştuk ya, çok farklı modüller var. Ama yine de bunun için bir demo hesabı oluşturup müşterilerimizin en net ihtiyacı nedir, tam olarak bizden ne bekliyorlar, onu anlamak için bizimle iletişime geçmelerini bekliyoruz.
Ama B2C tarafında, yani direkt kullanıcının gelip kullanabileceği ürün tarafında OctaMeet ürünümüz var. Hesap açıp kullanmaya başlayabilirler. Otuz günlük bir free trial sürecimiz var. Orada da şöyle avantajlarımız var, onlardan da bahsetmek isterim. Biz aslında hem eğitim sektörünü hem de diğer sektörleri desteklemeyi amaçlıyoruz. Özellikle video konferansı kullanan öğrenciler, akademisyenler, öğretmenler gibi eğitim sektöründeki insanlara da özel indirimlerimiz mevcut. Yani liste fiyatının üzerine gelip, biz de bunun tekrar altını çizelim: Türkçe müşteri desteğimiz var. Oradan bize ulaşıp indirim talep edebilirler. Orada belli bir verification süreci geçiriyoruz. Akademisyense, onay mailini kendi okul mailine gönderiyoruz, onaylıyor ve kullanmaya başlıyor. Kısaca böyle, gelip ürünlerimize web sitemizden ulaşabilirsiniz.
Ahmet Hoşgör:
— Evet, yani aslında akademi tarafı; Türkiye’de bakanlıklar, belediyeler, öğrenci kulüpleri vesaire… Bunlar için çok kıymetli bence. Çünkü son dönemde tabii KVKK, veri güvenliği gibi konular da çok gündemde. Sizde veriler bir de yurt içinde diye tahmin ediyorum tutuluyor.
Cem Gürsu:
— Evet, yurt içinde tutuluyor. Orada OctaMeet’in tabii ki öne çıkan özelliklerinden biri de bu. Biz bunu kullanıcıya bırakıyoruz. Yani istediğiniz yerde ister Türkiye’de ister yurt dışında, siz nasıl rahat edecekseniz. İster kendi server’ınızda, on-premise kurulum imkânı da oluyor. Ama buradaki asıl amacımız yüksek veri güvenliği ve kullanıcı tercihine bırakmak. Yani tamamen siz nasıl isterseniz, verileri ona göre organize edebiliyoruz kendi tarafımızda.
Biliyorsun, siber suçlar gibi konular daha popüler hâle geldi. İnsanlar hem görüşme detaylarını hem de özellikle şirketler, önemli bilgilerini kendi server’larında ya da güvendikleri yerlerde saklamak istiyorlar. Çünkü onlar için kritik görüşmeler olabiliyor. Biz de burada tamamen kullanıcılarımızın, özellikle işletmeler ve kurumlar tarafında, istedikleri yerde bu verilerin saklanmasını sağlayabiliyoruz Octapull olarak.
Ahmet Hoşgör:
— Bence bu çok önemli. Türkçe support ve verilerin Türkiye’de tutulabilmesi. Ve bunu yaparken de şu an siteyi inceliyorum, UI/UX açısından çok net, ürün de çok net ve basit bence iyi anlamda. Bu deneyimi, servisin Türkiye’de saklanması ve desteğin Türkçe olmasıyla almak isteyen, farklı öncelikleri olan çok fazla kurum olabilir Türkiye’de. Bu açıdan çok güzel. Peki tabii burada zorlu da rakipler var. Dünyada çok iyi bu işi yapanlar var. Bunu da düşününce sizin ekip nasıl daha çok motive oluyor? Yerli bir girişim olması bir faktör ama bir yandan da farklılaştırma çabaları var galiba; farklı ürünler de var, AI eklemek, işte sentiment analizi gibi şeyler. Buna nasıl bakıyorsunuz?
Cem Gürsu:
— Ana çıkış noktamız şu: Sen de okumuşsundur mutlaka, Google ilk arama motoru değildi günün sonunda. Diğer büyük başarılı şirketlere baktığımızda da hepsi ilk değiller. Tabii ki pazardaki boşluğu erken dolduran çok başarılı şirketler var ama bizim asıl çıkış noktamız bu diyebilirim. Diğer yandan Türkiye’de de özellikle bizim gördüğümüz şu: Biz bu üründe bir pivot yaptık aslında, OctaSales’ten OctaMeet’e. Burada bir ihtiyaç olduğunu gördük. Kullanıcılarımızla çok sık etkileşime geçiyoruz, çok sık sahadan feedback topluyoruz. Ürün geliştirme sürecinde ciddi bir efor harcıyoruz. Belli hipotezlerimiz var, onları test ediyoruz.
Ürün geliştirmede asıl olay sadece geliştirmek değil; bence hayatta da diğer işlerde de önceliklendirme çok önemli. Önceliklendirmeyi yaparken merkezimize kullanıcıyı koyuyoruz. Buradan bir talep geldiği için işi bu tarafa doğru evirdik diyebilirim. Şöyle bir örnek vereyim: Biz feature’ları geliştirirken datadan da çok yararlanmaya çalışıyoruz, buraya da çok odaklanıyoruz. Günün sonunda buradaki dataları kullanıp, kullanıcıların doğru ihtiyacına… Bizim de elimizde kısıtlı zaman ve kaynak var. Bunları doğru kanalize etmek için dataya bakıyoruz.
Mesela beyaz tahta örneği verelim. Beyaz tahtayı geliştirirken önceliğimiz şuydu: Kullanıcılar bunu ne kadar kullanıyor? Eğer biz stabil bir görüntü ve ses veremiyorsak, beyaz tahtayı koymanın bir anlamı olmuyor günün sonunda. Çünkü bizim asıl çıkış noktamız online, görüntülü görüşme. Biraz biraz böyle önceliklendirerek ilerliyoruz. Rakiplere göre de Türkçe müşteri desteğimiz var diyoruz. Geleceğe yönelik yapay zekâ destekli toplantılar planlamayı düşünüyoruz. Toplantı molaları önerecek, konuşma süreleri çıkacak, toplantı sonrasında detaylı toplantı analizleri olacak, bir sonraki toplantılar için öneriler sunulacak gibi. Aslında şu an baz ürünü yaptığımızı düşünelim. Pazardan feedback toplayarak, sürekli canlı ve gelişen bir ürün geliştirme süreci yürütüyoruz.
Ahmet Hoşgör:
— Evet, özellikle videoları AI ile analiz etmek, bizim sektörde mülakatları analiz etmek gibi şeyler sektörde çok gündemde. Önümüzdeki dönemde de gündemde olacak bence. İlk öncelik dünyada da bunun stabil çalışmasını sağlamaktı. Senin dediğin base-core ürün meselesi. O gerçekten oturdu dünyada. Benim gözlemim de şu an sizde de gayet stabil çalıştığı yönünde. Onun üzerine de bu yeni nesil özelliklerle daha iyi bir yere gidecektir. Peki Cem, içeride de biraz bahsettik. Genç bir ekip, hızlı yükselme imkânları, farklı işlere dahil olma, rol değiştirme ihtimalleri… Bu tarz rotasyonlar, eğitim süreçleri nasıl Octapull’da?
Cem Gürsu:
— Ben eğitime önem veren biriyim, zaten anlamışsındır. Bizim ekip için de ayırdığımız bir eğitim bütçemiz var. Şöyle düşün: Bir ekip arkadaşımız gelip “Ben kendimi şu alanda geliştirmek istiyorum, şurada da böyle bir eğitim var” dediğinde, bize taleple geldiğinde biz zaten bunu memnuniyetle karşılıyoruz. Ben en azından kendi ekip arkadaşlarım adına mutlulukla karşılıyorum. Çünkü bu, ekipteki insanların kendini geliştirme isteği olduğunu gösteriyor. Bu konu bizim için yıllık olarak ciddi şekilde bütçelendirdiğimiz bir alan. Birçok start-up pazarlama ve reklama daha fazla bütçe ayırıyor ama biz paydaşlarımızla konuştuğumuzda ekip arkadaşlarımızın gelişimini çok önemsiyoruz.
Diğer taraftan ekip içinde değişimler de olabiliyor. Ekip içindeki değişimlere az önce kendimden örnek verdim. Start-up olduğu için hızlı şekilde farklı noktalarda kendinizi bulabiliyorsunuz. LinkedIn’de havalı title’larımız var, yazıyoruz ediyoruz ama günün sonunda hepimiz bu girişimin ileri gitmesi için elimizi taşın altına koyuyoruz, farklı işler yapıyoruz.
Şöyle güzel bir örnek verebilirim ekip içi rotasyon, kendini geliştirme ya da farklı kariyer imkânları olabiliyor diye: Bizim mesela bir arkadaşımız vardı; şu anda bizim Product Manager’ımız. Freelance content yazarı olarak başladı Octapull’da. Bir süre freelance content yazarlığı yaptı. Daha sonra SEO tarafına baktı. Bir noktadan sonra da ne yapmak istediğini düşünerek farklı sorumluluklar aldı. Start-up’larda genelde bir kişi birden fazla alanda sorumluluk almak zorunda. Zaten doğası gereği de bu böyle. Hani oradan dedi ki, “Ben product manager olacağım.” Biz de destekledik Octapull olarak. Çünkü burada böyle bir heves varsa, artık yeni nesilde şuna bakıyoruz: insanların full yetkinliklerinden ziyade hevesi var mı, o süreci hızlı geçebiliyor mu, bunu yapmaya motivasyonu yüksek mi?
Yani freelance content yazarlığından product manager’a giden bir süreç oldu. Tabii bu süreç üç yıllık bir süreçti, öyle bir anda olmadı. Bazı şeyler gerekiyor orada, vakit gerekiyor. Bunlar vakit alıyor. Bunlar oldu.
Diğer yandan şu anda da aktif olarak freelancer olarak bizde çalışan arkadaşlarımız var. Böyle başlayıp şu an tam zamanlı bizde çalışan da çok arkadaşımız var. Bu da bizim için güzel oluyor. Çünkü freelance başlayınca o arkadaşı tanıyoruz. Beklentilerimiz uyuşuyor mu, mindset uyuşuyor mu diye bir süre geçiriyoruz zaten. Orada insanlar kendilerini gösteriyor. Bazısı sadece freelancer olarak görevi alıp yapmak var, bir de ondan fazlasını yapmaya çalışan var. Bunlar zaten kendini gösteren insanlar oluyor. Biz de genelde yaklaşımımız liyakat üzerine olduğu için bunları da değerlendiriyoruz. Şu anda ekibimizin çoğu da böyle freelancer olarak başlayıp daha sonra bizde devam eden kişilerden oluşuyor. Ama tabii bu biraz daha content, marketing tarafı için geçerli.
Diğer taraflarda ise ekip içinde rotasyona soktuğumuz insanlarda, atıyorum bir bölümden diğerine geçecekken de o geçeceği bölümde bizim değerlendirme kriterimiz varsa, mesela bir vaka analizi yaptırıyorsak, yine onu ona da yaptırıyoruz. Yani orada kesinlikle ayrım yapmıyoruz. Tabii orada nasıl bir avantaj oluyor? Eğer çalışanımızla aramız iyiyse, karakteri uygunsa, çalışkansa, deadline’lara uyuyorsa, zamanlaması iyiyse, bunlar bizim açımızdan artı oluyor. Diğer taraflar öğrenilebilir, geliştirilebilir diye bakıyoruz.
Ahmet Hoşgör:
— Bu heyecan verici bir macera. Buraya hep birlikte atıldınız, gidiyorsunuz. Bu maceraya katılmak isteyenler olursa, şu anda sanırım açık pozisyon yok. Ama nasıl başvuru alıyorsunuz, kime ulaşabilirler? O anlamda bir çalışan olarak da yazılım olabilir, tasarım olabilir, diğer taraflar olabilir. Kimleri bekliyorsunuz, nereden başvurabilirler? O anlamda senden bir çağrı alalım.
Cem Gürsu:
— Aslında aktif ilanımız yok ama aktif ilanımızın olmamasının sebebi şu Ahmet: Biz şu an ürün geliştirmeye odaklandığımız için içerideki ekiple hallediyoruz. Aramıza ekip arkadaşı katacağız ama fırsat bulup ilan çıkamıyoruz. Sen de tahminedersin, zamansızlıktan. O yüzden LinkedIn hesaplarımızı takip etsinler. Özellikle gerçekten Octapull’la ilgilenen arkadaşlar LinkedIn hesaplarımızı takip edebilirler. Oradan sık sık ilan çıkıyoruz. [email protected] adresine Coderspace referansı ile başvurabilirler. Burada da yardımcı olmaktan mutluluk duyarız.
Ama dediğim gibi bütün süreçlerde liyakate dikkat ediyoruz. Referans usulü gelenlerin sadece sürecini biraz hızlandırıyoruz. Onu da nasıl hızlandırıyoruz mesela: Normalde bir ilan açıyoruz, altı yüz yedi yüz kişi başvuruyorsa, böyle gelen referanslarda şöyle düşün; bizim bunu inceleyen arkadaşlarımız var. [email protected] hesabına bir sürü CV geliyor. “Coderspace” deyince diyoruz ki, evet, bu arkadaş bizi dinlemiş, az çok Octapull hakkında bilgi sahibi, burada çalışmak istiyor. Yani burada çalışmaya gönüllü olduğunu düşünüyoruz ve onu hemen case atıyoruz ya da süreç nasıl ilerleyecekse, diğer aşama neyse hemen oraya götürmeye çalışıyoruz. Ama günün sonunda belli case’ler, yine belli görüşmeler, belli mülakat aşamaları var. Oradan geçmesi gerekiyor.
Çünkü içeride az önce de bahsettim, farklı farklı yapıda ekiplerimiz var; UI/UX tarafından tutalım, sosyal medya, yazılım, ürün ekipleri gibi. Burada yaklaşımımız şu: Freelancer olarak çalışanlar da var bizde şu anda. Her ne kadar biz Alpata’nın kanatları altında bu işi yapıyor olsak da sınırlı bütçeleri yönetmek zorundayız. Start-up’ız, limitli kaynağımız var. Orada ona göre nasıl daha iyi yapabiliriz diye düşünüyoruz.
Biz bunu içeride şöyle kurguladık. Bir günümüz nasıl geçiyor, biraz oraya da vurgu yapmış olayım netleştirmek açısından. Biz genelde agile çalışıyoruz. Güne daily ile başlıyoruz. Orada kimin neye ihtiyacı var, herkes o günkü ihtiyaçlarını paylaşıyor. Genel olarak bir servis yapısı düşünelim. Bu servis yapısı da nedir yazılımcı ürün ekibinden ihtiyacı varsa gider onu ister, onun karşılığını alır. Sosyal medya ekibi product manager’dan o ayki planlama için neye ihtiyacı varsa onu alır; yeni feature’lar geldiyse takvime göre ilerler.
Biraz teknik olacak ama biz Octapull’da her birimi bir API servisi gibi düşünüyoruz. Gidip oradan isteğini çağırıyorsun gibi düşünüp, aldıktan sonra devam ediyoruz. Tabii burada toplantılar oluyor. Bu toplantılarda sprint değerlendirmeleri yapılıyor; feature’ların çıktısı, çıktıktan sonra eksik var mı, kabul edilebilir mi değil mi gibi noktalarda değerlendirmeler yapıyoruz.
Dediğim gibi, bu ekosistemde çalışmak isteyen, Octapull’a dahil olmak isteyen arkadaşlar [email protected] adresinden CV gönderebilirler. Octapull’un LinkedIn hesabını takip edebilirler. Bana da her türlü soru için LinkedIn’den ulaşabilirler. LinkedIn üzerinde ulaşılabilir durumdayız. Çünkü güncel teknolojileri, güncel haberleri takip etmemiz lazım. Yaşayan bir ürün geliştirdiğimiz için. Kısaca böyle söyleyebilirim.
Ahmet Hoşgör:
— Evet, güzel bir özet oldu Cem, ağzına sağlık. Hem seni tanıdık, dinledik hem Octapull’u, farklı ürünlerini, OctaMeet’i konuştuk. Bir yandan da bu sohbeti OctaMeet üzerinden yapıyoruz hâlâ. Bu maceranın bir parçası olmak isteyenler olabilir. Özellikle teknoloji, yazılım, product tarafında Coderspace’in büyük bir ağı var. Ya da bu ilk defa oluyor, ürünü kendi kurumunda kullanmak isteyenler olabilir. O zaman da octapull.com’dan tüm detaylara ulaşabiliyorlar. Ben olumlu anlamda çok şaşırdım. Ürünün temizliği, stabilitesi konusunda. Bir deneyin derim dinleyenler için. Ağzına sağlık, çok teşekkürler konuk olduğun için.
Cem Gürsu:
— Ben teşekkür ediyorum Ahmet. Çok keyifli ve güzel bir sohbetti benim için de. Coderspace’ten gelenlere de Octapull olarak elimizden geleni yaparız. Sadece başvurular için değil; işverenler, işletmeler kendi kullanımları için de bana LinkedIn’den ulaşabilirler. Kafalarındaki soruları sorabilirler. Web sitemizde 7/24 Türkçe destek hesabımız var. Oradan da sorularını iletebilirler. Kullanıcıyı merkeze koyduğumuz bir ürün geliştirme sürecindeyiz, olabildiğince cevap vermeye çalışırız.
Ahmet Hoşgör:
— Süper, o zaman tekrar çok teşekkür ediyorum. Online olarak görüştük, umarım fiziksel olarak da bir yerde denk geliriz; Türkiye’de, Almanya’da ya da Avrupa’da. Görüşmek üzere Cem.
Cem Gürsu:
— Görüşürüz Ahmet, kolay gelsin.
Ahmet Hoşgör:
— Sana da.