Bölüm Hakkında

  • Konuk katılımcıların kısa yaşam öyküsü ve kariyer gelişimi
  • Allianz çalışma kültürü ve ekip yapısı
  • Sigortacılık sektöründe Allianz’ın yeri
  • Allianz’da dijital dönüşüm
  • Allianz’da iş geliştirme ekipleri neler yapıyor?
  • İş analizi proje yönetimi nedir?
  • İş geliştirme ekipleri hangi projelerle ilgileniyor?
  • AI destekli projeler, medikal risk değerlendirme aracı…
  • Allianz’da sağlık domaini üzerine neler yapılıyor?
  • Allianz proje ekiplerinin 1 günü nasıl geçiyor?
  • Çalışanların gelişimi için sunulan imkanlar neler?
  • Ekipler içinde rotasyon ve eğitim imkanları nasıl?
  • Allianz teknoloji ekiplerinin gelecek hedefleri neler?

Bölüm Metni

Ahmet Hoşgör:
Herkese selamlar. Ben Coderspace'ten Ahmet. Codecast'in yeni bir bölümüyle bugün karşınızdayız. Allianz'dan Emre Vahap bizlerle. Sağlık Domaini Grup Başkanı olarak Allianz'da çalışıyor. Hoş geldin Emre. Nasılsın?

Emre Vahap:
Hoş bulduk. Teşekkür ederim. Sen nasılsın?

Ahmet Hoşgör:
İyiyim ben de. Bugün yine Allianz'la birlikteyiz. Çok dev bir yapı. Allianz'ı zaten herkes biliyor ama bu kadar büyük olduğunu herkes bilmeyebiliyor. Ama önce seni tanıyalım sonra Allianz'ı tekrar hatırlayıp senin yaptığın işlere odaklanmayı istiyorum. Sözü sana bırakayım, seni senin ağzından bir dinleyelim.

Emre Vahap:
Tekrardan çok teşekkür ediyorum. Ben Emre Vahap. 2008 yılında İTÜ İşletme Mühendisliğinden mezun oldum. Kariyerime global denetim ve danışmanlık şirketi PwC ile başladım. Burada lokal ve global finansal denetim ve danışmanlık projelerinde çalıştım. İlk önce aslında finans alanında başladım diyebilirim ama tabii bir kurumun finansallarını veya performansını da inceleseniz arka tarafta çalışan sistemleri bilmediğinizde o inceleme eksik oluyor. Burayı daha iyi anlamak için de bu sistemlerin nasıl oluştuğunu anlamak gerekiyor. Buna benzer sorular beni giderek teknoloji alanına itti diyebilirim. Önce PwC içerisinde sistem ve süreç danışmanlığı tarafına geçtim. Orada farklı sistem ve süreç danışmanlığı projelerinde yer aldım. Sonrasında da işin daha da mutfağına girebilmek adına Garanti Teknoloji'ye İş Analisti olarak transfer oldum. Akabinde bir IT danışmanlık şirketinde Proje Yönetimi ve Account Yöneticisi olarak görev yaptım. Kariyerimdeki on yılı doldurmamın akabinde de eşimle birlikte bir yıllık dünya turuna çıktık. Sırt çantamızla dünyayı gezdik ve tabii burada muhteşem bir tazelenmenin ardından müthiş bir motivasyonla tekrar teknoloji alanına geri döndüm. Farklı yönetsel sorumluluklar aldığım pozisyonlarda yer aldıktan sonra iki yıldır da Allianz İş Geliştirme ve Transformasyon İş Biriminde Sağlık Alan Lideri olarak çalışıyorum. Profesyonel kariyerimin özeti bu diyeyim Ahmet.

Ahmet Hoşgör:
Süper, çok net bir özet oldu. Gap Year'ı da, dünyayı gezme işini de tam Corona'dan önce yapmış olmanız çok isabetli olmuş.

Emre Vahap:
Tabii ki, tam ondan önce yaptık ve dönüşümüzün akabinde bir üçüncü dördüncü ayımızda da dediğin gibi pandemi patladı. Biz de ne kadar doğru bir zamanda yaptığımızı fark etmiş olduk.

Ahmet Hoşgör:
Valla muazzam. Peki Allianz'ı tabii biliyor insanlar ama biraz Allianz'dan başlayarak sonra da senin bulunduğun domainde neler yapıyorsunuz? Nasıl bir ekip var? Ne işler yapılıyor? Bunları öğrenmek isterim.

Emre Vahap:
Tabii ki. Aslında Allianz dediğin gibi herkesin duyduğu bildiği bir kurum ama muhtemelen düşündüklerinden, bildiklerinden daha büyük bir kurum diyeyim. Yani 100 yıllık bir tarihe sahip. Türkiye'de aslında 1923'ten itibaren Şarkı Sigorta adıyla faaliyet göstermiş bir kurum Bu yolculuk aslında geçen yıl 100. yılını doldurmuş oldu. Ve tabii Allianz'la beraber birliktelikte 2000'li yıllardan sonra hayatına devam etti. Allianz tabii Türkiye'de sadece yatırım yapayım, bunun karşılığında kârı yurt dışına götüreyim dediği bir kurum değil. Biz global ile iç içe çalıştığımız, ortak vizyonu, ortak hedefleri paylaştığımız, buradaki deneyimi, oradaki deneyimi birlikte paylaştığımız bir yapı. Çok sayıda çalışanımız var. 2500'ün üzerinde takım arkadaşımız var. Banka kanallarımız, 4000'in üzerinde acentemiz var. Farklı yerlerde ofislerimiz var, aslında sigortacılık alanında Türkiye'nin en iyisi diyebileceğim bir finansal kuruluş, özetle böyle.

Ahmet Hoşgör:
Evet, hakikaten çok dev bir yapı.Tabii, aslında daha önceki bölümde de konuşmuştuk Allianz'la; fintech dönüşümünün, bankacılığın dönüşümünün hemen ardından sigorta şirketleri de teknolojik dönüşümlerine başladı. Oldukça yoğun bir dijital dönüşüm oluyor. Peki senin bulunduğun ekipler neler yapıyor? Buradaki dönüşüm ofisi, iş geliştirme tarafında neler yapıyorsun? Çünkü aslında Coderspace'i düşününce, Coderspace'de bir yazılımcılar var, bir de hakikaten senin tarafında olmak isteyen analistler, daha product manager'a kayanlar var, kaymayanlar var, daha teknik business analystler var. Bu açıdan çok talep aldığımız bir taraf. Onların da dinlemesi açısından  bence yaptıkların çok kıymetli.

Emre Vahap:
Önce şuradan başlayayım, biz dediğim gibi İş Geliştirme ve Transformasyon Ekibi olarak ne yapıyoruz? Ondan biraz başlayayım. Ondan sonra nasıl projeler yürütüyoruz onlardan da bahsedeyim. Bizim birim olarak aslında Allianz içerisinde hedefimiz şu: biz Allianz içerisinde dönüşümün katalizörü olmayı hedefliyoruz. Kendimize bu misyonu edindik, yani büyük dönüşüm projelerini hayata geçirmek olarak özetleyebilirim. Bu anlamda üç ana görevimiz ve üç ana şapkamız var. Bunların birincisi, müşterinin ihtiyaçlarını en iyi şekilde anlamak ve en ideal çözümü üretmek ve bu bizim iş analizi şapkamız. Bu çözümlerin en hızlı, en doğru şekilde ve hedefler doğrultusunda hayata geçmesini sağlamak, bu bizim proje yöneticisi şapkamız. Aynı anda yüzlerce kişi çözüm üretirken, yüzlerce kişi kod geliştirirken, bu dünyanın yani bu STLC dünyasının organizasyonu, vizyonu ve hedefleri doğrultusunda minimum sapma yeri ilerlemesini sağlamak da bizim aslında IT yönetişim şapkamız. Bizim birim olarak ana hedeflerimiz bunlar. Tabii bu doğrultuda biz hem IT ekiplerimizde hem business ekiplerimizle çok sık temas halinde çalışıyoruz. Neler yapıyoruz, hangi projelere odaklanıyoruz diyecek olursan birkaç rakam vereyim sana. Bu yılın portföyünde yaklaşık 90 tane projemiz var. Bu değişebiliyor. Bazen yeni talepler geliyor onları alıyoruz. Bazıları düşüyor. Sürekli dinamik olarak yönettiğimiz bir portföyümüz var. Burada yaklaşık 2200 adam, aylık bir yazılım geliştirme kapasitemiz var. Çok muazzam büyüklükte bir kapasite. Dolayısıyla yüz milyonlarca liralık bir bütçeyi yönetiyoruz diyebilirim. Odak olarak da tabii ki hepsini sayamayacağım burada ama üç ana temel odağımız var. Birincisi bizi sektörde farklılaştıran projelerimiz, dijitalleşme projelerimiz, datayı daha etkin kullanmak için çalıştığımız data projelerimiz ya da çok önem verdiğimiz dijital ekosistem oluşturma adına Open Insurance, Open API dediğimiz aslında sunduğumuz API'lar aracılığıyla iş ortaklarımız tarafından işlem yapabilme yetkinliğini arttırmaya çalıştığımız projelerimiz var. Ki bu alanda Türkiye'de sigortacılıkta lider noktadayız. Allianz Global'de de Allianz diğer ülkeler arasında da lider konumlardan birindeyiz diyebilirim. Bunun dışında verimlilik bizim için çok kritik. Operasyonel verimlilik projeleri yapıyoruz. Otomasyon, RPA, chatbot gibi teknolojileri kullanarak yürüttüğümüz projeler. Intelligent Document Processing, Generative AI destekli çalışmalar yürütüyoruz. Ve tabii bir diğer taraftan da sağlam ve güvenli bir yapıda kalmamıza destek olan projelerimize de mutlaka portföyümüzde yer veriyoruz. Büyük altyapı, büyük mimari dönüşümler, bilgi güvenliği konuları ya da sürekli regüle bir sektör olduğumuz için çıkan yeni regulasyonlara uyum için yürüttüğümüz projeler var. Ana portföyümüzü de bu temel projeler oluşturur diyebilirim.

Ahmet Hoşgör:
Evet, burada yüze yakın projeden bahsettik. Tabii dev ekiplerle büyük süreçler yönetiliyor. Buradaki metodolojiler nasıl oluyor? Belki projelerin bazılarının detaylarını öğrenmemiz güzel olabilir. Ve sağlık domaini özelinde neler yapılıyor?

Emre Vahap:
Tabii ki. Proje metodolojisi için, aslında Allianz'da çevik bir yapı söz konusu ve bu çeviklik sadece IT ekipleri, sadece proje ekiplerinden ibaret değil. Uçtan önce business'tan başlayan bir çevik organizasyon var öncelikle bunu söyleyeyim. İçeride 8 tribe, 1000'e yakın çevik takım üyesi var. Bunların tabii bir kısmını business oluşturuyor. Bu anlamda da kocaman matris bir organizasyon içerisinde projeler yürütüyoruz. Ağırlıklı olarak Scrum çalışıyoruz. Kanban yürütülen projelerimiz de var ama ağırlıklı Scrum ilerliyoruz. Ama tabii çok büyük dönüşüm projeleri var takdir edersin. Bazıları bir yıldan uzun sürebiliyor. Bu anlamda portföy ve program yönetimi yaklaşımını da dikkate alarak proje üyesi arkadaşlarımız da projelerin takibini yapıyorlar. Proje Governance'ı da hibrit bir modelle uygulamaya çalışıyoruz. Bir taraftan Scrum ilerleyen proje takımları, günlük daily'lerini yapan, sprintlerle ilerleyen, Scrum ritüellerini uygulayan proje takımları, bir taraftan predictive dediğimiz daha geleneksel metotlarla proje yönetimini yapan, yani büyük resimden uzaklaşmamamızı sağlamaya çalışan bir yapımız var. Metodoloji olarak böyle ilerliyoruz. Sağlığı sordun, biz özellikle şunu belirteyim, sağlık branşında Türkiye'de açık ara sektör lideriyiz. Bu tabii bize bir taraftan daha farklı,sektörde fark yaratan projelere odaklanma adına imkan sağlıyor. Bu çok keyifli bir şey. Ama bir taraftan da bunun çok büyük bir sorumluluğu var. Müşterilerimiz için yarattığımız o mükemmel deneyimi korumamız gerekiyor. Bu da bizim için ciddi bir sorumluluk. Bu anlamda sağlık branşındaki projeler de çok hareketli, bir taraftan da keyifli. Birkaç örnek verebilirim isterseniz.

Ahmet Hoşgör:
Süper olur.

Emre Vahap:
Yakın dönemde bir projeyi devreye almıştık. Geçen yıl başlayıp bu yılın başına devreye aldığımız bir projemiz vardı. Bu da Allianz Digital Health Underwriting Tool Integration projesiydi. Aslında medikal risk değerlendirme tool'unu Türkiye'ye entegre ettik. Allianz Digital Health dediğimiz Allianz'ın globalde oluşturduğu, kurduğu ve sağlık branşının dünyada dijital dönüşümünü vizyon edinen bir alt kurum. Ve bu kurumun sahipliğinde olan ama tabii bizim de fonksiyonel olarak geliştirilmesine ciddi katkı sağladığımız bir risk değerlendirme tool'u var. Ve biz bunu Türkiye'deki süreçlerimize implemente ettik. Bu tool aslında Cloud Native çalışan bir tool. Tabii Türkiye'deki regulasyonlara uyum açısından Türkiye'deki müşterilerimizin sağlık verisini biz global bir data center iletemediğimiz için on-prem hâline getirmek durumunda kaldık. Önce tool'u on-prem haline getirdik. Akabinde de kendi dijital başvuru sürecimize bu tool'u entegre ettik. Daha kolay anlaşılması açısından şöyle bir örnek vereyim. Örneğin, bir müşterimiz bize bir sağlık sigortası başvurusu yaparken şu an zaten dijital başvuru deneyimimiz var ama bu tool'a entegre etmemizin akabinde deneyim şu noktaya geldi: Eğer bir sağlık beyanı verilmesi gerekiyorsa biz müşterimize bazı sorular soruyoruz ve onun verdiği cevaba göre interaktif olarak farklı sorular sorarak yönlendirme yapabiliyoruz. Daha kapsamlı bilgiler alarak ekstradan bir doküman, bir tahlil, bir tetkik sonucuna ihtiyaç olmadan tamamen dijital olarak süreci tamamlamasını sağlıyoruz. Arka tarafta global datasetlerle desteklenen bir algoritma çalışıyor. Bu hâliyle hem teknolojik olarak hem de süresel olarak sektörün çok önünde bir noktadayız ve daha da ileriye gidiyoruz. Bu sadece bir örnek. Bizim şu an üzerinde çalıştığımız projelerden bir örnek. Onun dışında yapay zekayı kullanarak değer yaratmaya çalıştığımız önleyici sağlık hizmetlerine odaklandığımız projeler var. Paralelde Intelligent Document Processing dediğimiz süreç içerisinde bir doküman ihtiyacı varsa, bu dokümandan bir bilgi alma ihtiyacı varsa, bunu tamamen daha akıllı ve dijital hâle getirdiğimiz projeler. Bir taraftan da sağlık branşında da teknoloji modernizasyon çalışmaları yürütüyoruz.

Ahmet Hoşgör:
Tabii sağlıkta bütün akıllı saatler, akıllı telefonlar, akıllı device'ların daha da yaygınlaşmasıyla sağlık verileri artıyor. Bunlar da çeşitli projelere, özel sigortacılık alanında da dönüşüyor diye düşünüyorum. Heyecan verici gerçekten.

Emre Vahap:
Tabii çok haklısın. Aynen öyle sağlık tarafında olacaktır.

Ahmet Hoşgör:
Peki, buradaki sınır nasıl?. Senin çalıştığın ekip çoğunlukla sağlık domaini özelinde ama farklı farklı domainler mi var? Nasıl bir yapı oluyor? 

Emre Vahap:
Şöyle söyleyeyim, biz kendi yapılanmamızı da biraz iş tarafına göre konumlandırmış durumdayız. Yani Allianz dünyasında aslında organizasyon ürün bazlı. Hayat Emeklilik ile ilgili, Hayat Emeklilik ürünleri ile çalışan ekipler, sağlık ürünleri ile ilgili çalışan ekipler, elementer dediğimiz kasko trafik ya da kurumsal ürünlerle ilgili çalışan ekipler var. Bizim de bunun karşılığında, bunlara karşılık gelecek şekilde domain bazlı bir yapımız var. Bizde sağlık domain, elementer, hayat emeklilik domain ya da finans konularıyla ya da ortak doküman konularıyla ilgilenen merkezi fonksiyonlar domainimiz var. Bizim taraftaki yapılanma da aslında onlara paralel olacak şekilde ürün ürün gerçekleşiyor. İş Geliştirme ve Transformasyon altında destekleyici proje ve portföy yönetimi ekipleri de bulunuyor. IT de benzer bir şekilde, bir tarafta business bir tarafta IT domain ekipleri gibi düşün. Bir tarafta da buradaki projeler hayata geçiren iş analistleri ve proje yöneticilerine oluşan bizler yer alıyoruz. Ağırlıklı olarak da herkes kendi domaini ile alakalı, kendi branşı ile alakalı projeleri yürütüyor ama tabii çok sıkı iletişim halindeyiz. Bazen farklı bir domeyinde yürütülen proje bizim arkadaşlarımız, bizim ekibimizin arkadaşlar destek olabiliyorlar.

Ahmet Hoşgör:
Aslında büyük resmi gördük. Detaya girmek gerekirse bir proje ekibine katılacak bir arkadaşı düşünelim. Allianz'a başlayacak önümüzdeki hafta. Onu ne bekliyor? Bir günü ortalama nasıl geçiyor? Proje ekiplerinde çalışan kişilerin günü nelerle geçiyor?

Emre Vahap:
Şöyle söyleyeyim, tabii ki de rolden role değişiyor ama Allianz'ın kültürünün temelinde çeviklik ve işbirliği yattığı için bu gelecek kişinin beklentisi sıkça farklı birimdeki arkadaşlarıyla iletişim olmalı. Örneğin, proje yöneticisi ise bu arkadaşımız bol bol iletişim, paydaşlarla toplantılar, bazen bir karar aldırmak için üst seviye paydaşları toplarken bazen ekiplerin takıldığı noktalarda onların önünü açmak için farklı ekiplerle bir araya getirdiği toplantılar düzenliyor. Analistlerimiz, iş biriminden projelere atanmış olan Product Owner arkadaşlarımızla ve Dev Team ile beraber ağırlıklı grooming çalışmalarını yapıyor. Yazılım ekiplerimize gelecek olursak onlar belirli oranlarda takımlarla hizalanma, belirli oranlarda bazı storylerin olgunlaştırılması, daha net anlaşılması için belirli oranlarda grooming toplantıları derken, ağırlıklı da kod geliştirmeye vakit harcıyorlar. Yani özetle bizim birimimize ya da yazılım ekibine gelecek bir arkadaşımız proje takımı ile bir arada, onlarla iletişim hâlinde olduğu bir dünyaya gelecektir. Bizim yazılım ekiplerimiz, test ekiplerimiz uzaktan çalışıyor. Bizde de hibrit bir dünya var. Biz de iş analisti ve proje yöneticisi olarak belirli dönemlerde ofise gittiğimiz, belirli dönemlerde istediğimiz yerden çalışabildiğimiz bir dünyadayız. O yüzden ağırlıklı online bir hayatımız var. Tabii proje ekipleri insiyatif olarak bir araya geliyorlar. Hatta bazen ibir araya gelelim, birlikte çalışalım diye hem verimlilik anlamında hem motivasyon anlamında istiyorlar. Bu şekilde de çalışan ekiplerimiz var.

Ahmet Hoşgör:
Bunu canlı yapıyor olsaydık ve soru alıyor olsaydık tabii ki farklı deneyim seviyelerindeki kişiler bizi dinliyor ama juniorlardan, üniversite öğrencilerinden ya da yeni mezunlardan bence şu soru gelirdi: Product Manager ve Proje Yöneticisinin farkı nedir? Senin gözünde ya da Allianz'ın yaklaşımında nasıl? Onlar adına tahmin ederek sana bu soruyu sormak istedim.

Emre Vahap:
Product Manager ya da Product Owner dediğimiz arkadaşlarımızın aslında temelde sorumluluğu, sorumlusu olduğu üründe değer maksimizasyonu yaratmak. Yani müşterilere en iyi hizmeti sunabilmek adına o ürünün değerini arttırmak. Çünkü, onun önüne birçok task gelecek ve işi önceliklendirme, hangi işi daha önce yaparsa müşteriler için daha çok katkı sağlayacağı önemli olacak. O yüzden bir Product Manager'ın ya da Product Owner'ın ağırlıklı sorumluluğu, önceliklendirme ve değer maksimizasyonu. Proje yöneticisi tarafına gelecek olursam da proje yöneticisi arkadaşlarımızdan beklenti de verilen hedefler doğrultusunda projeyi tamamlamak. Bu hedeflerden kasıt da aslında istenilen bütçe, talep edilen kapsam ve ona verilmiş zaman. Bu üç perspektifte de o kısıtları iyi yöneterek projenin sağ salim canlıya geçmesini sağlamak. Bu anlamda biraz tabii farklı vizyonları oluyor, farklı odak noktaları oluyor.

Ahmet Hoşgör:
Evet, bence bu bize buradan şöyle bir yere kapı açabilir. Şimdi yazılımcıları ayrı tutuyorum. Orada zaten GitHub'lar vesaire, kod bilgisi zaten belli bir seviyede aşikar oluyor. Sizin tarafta, özellikle proje tarafında bu sertifikasyonların da önemini görüyoruz. Senin de sahip olduğun birçok sertifika var diye gördüm LinkedIn'den. Bunları nasıl görüyorsun, günümüz dünyasında bu tarafa kaymak isteyenler, çalışmak isteyenler bu sertifikasyonlara önem vermeli mi? Nasıl ulaşabilirler? Senin görüşünü çok merak ettim.

Emre Vahap:
Teşekkür ederim. Evet, bence bu sertifikasyonlar tabii ki önemli. Çünkü, bir anlamda bu işlerin globalde nasıl yürütüldüğü, idealde nasıl yürütülmesi gerektiği, bunu yaparken nelere dikkat edilmesi gerektiği, bazı ipuçları, önerilerin yer aldığı süreçler oluyor. Bu sertifikayı birisi almaya çalıştığı zaman belirli bir eğitimden geçiyor, belirli bir hazırlık süreci oluyor ve sonunda sertifikayı alıyor. Sertifikanın kendisinin bir anlamı olmasa da dediğim gibi buraya ulaşana kadarki süreçte kişi çok sayıda şey öğreniyor. Bu anlamda bence sertifikasyonlar önemli. Bizim dünyamızı ikiye ayırmak lazım. Dedim ki bir İş Analizi ya da Product Owner'lık dünyası var. Burada ağırlıklı olarak günümüzde çevik metodoloji üzerinde oluşturulmuş sertifikalar var. PSM'ler, PSPO'lar ya da PAL'lar biraz ağırlık kazanıyor. Proje yönetimine gelecek olursak da oradaki dünya ne kadar çevikleşse de hala PMI'ın ağırlıklı kontrolünde geçen işte PMP'nin ağır bastığı bir sertifikasyon süreci var. Aslında PMP de önemli bir sertifikasyon. Son dönemde de çevik metodolojilerle bu süreci birleştirdi. O yüzden, şu an mevcut durumda bir PMP almaya çalışan kişinin çevik metodolojilerle alakalı da bilgi sahibi olması gerekiyor ve mutlaka projeleri yönetirken bu metodolojiyi dikkate alarak bir yapı oluşturması gerekiyor. Zorlu bir hazırlık süreci ama çok öğretici bir süreç. Yeni mezun bir arkadaşımız tabii ki işe başlamadan bunları alamayabilir çünkü bazıları belirli bir deneyim istiyor ama akıllarının bir noktasında bu olması, hedeflerinin bir yerinde bunların yer alması mutlaka fayda sağlayacaktır.

Ahmet Hoşgör:
Sizin Allianz içinde bu tarz eğitimler ya da product'tan projeye geçmek, projeden product'a geçmek ya da farklı domainler içinde rotasyon yapmak... Eğitim ve rotasyon dünyası nasıl işliyor? Çünkü çok büyük bir yapı var. Muhtemelen geçişkenlikler oluyordur diye tahmin ediyorum.

Emre Vahap:
Güzel bir noktaya değindin ve bizim güçlü olduğumuz bir alanda bir soru sormuş oldum. Çünkü eğitim konusunda Allianz'ı ben çok başarılı buluyorum. Allianz Türkiye Akademi var, her yıl birimlerin ihtiyaçlarına göre farklı eğitim programları hazırladıkları, Allianz Global'in düzenlediği eğitimlere katılım şansımızın olduğu, LinkedIn Learning ve benzeri online platformlarımıza erişim sağlanan bir yapı. Dönem dönem sadece eğitimlere odaklanmamız için ayrılan Learning Half Day uygulaması da var Allianz içerisinde. Bu anlamda eğitime çok önem veriliyor. Rotasyon olarak da hem Alianz Türkiye içerisinde birden fazla program var, farklı zaman aralıklarında farklı birimlerde çalışma imkanı sağlanan rotasyon programları var hem de global ile çok sıkı iletişim hâlinde olduğumuz için her seviyede farklı ülkelere sıkça transfer haberleri duyuyoruz. Bu anlamda Allianz dünyası hem rotasyona hem kişisel gelişime ciddi manada önem veren, destek sağlayan bir kurum.

Ahmet Hoşgör:
Şu ana kadar değerlendirici olarak birçok mülakata girmişsindir. Gelen kişiler juniorlar olabilir, mid-seniorlar da olabilir. Ortak özellik olarak nelere dikkat ediyorsun? Çünkü, dediğim gibi yine yazılım tarafını ayırıyorum. Orada biraz daha somut ve fiziksel şeyler de olabiliyor. Tabii ki kodu, yazılma kalitesi vesaire solid şeyler de var ama senin özellikle dikkat ettiğin noktalar neler oluyor?

Emre Vahap:
Evet. Hem ben kişisel olarak dikkat ediyorum hem de Allianz kültürü olarak dikkat edebileceğim aslında iki nokta var. Birincisi, inisiyatif alabilme becerisi. Çünkü, çok büyük bir organizasyon senin de bahsettiğin gibi. Karışık sayılabilecek matris de bir yapımız var. O anlamda bir işin tamamlanması için aslında bir projede benzer işte farklı bir ekiple görüşürken başka bir projede başka bir ekiple görüşmeye ihtiyacı olabiliyor. Çünkü, birbirleri ile çakışan, aynı anda benzer süreçler üzerinde çalışan farklı çevik takımlar da olduğu için bir kişiden inisiyatif alıp birden fazla kişiyle hızlı bir şekilde o iletişimi sağlayıp süreci ilerletmesi ihtiyacımız oluyor. Bu anlamda inisiyatif alabilme becerisi bizim için ve benim için çok önemli. Bir diğer taraftan da aslında değişime adapte olabilmek, bir anlamda bireysel çeviklik diyeyim. Hem yapı gereği çeviriz hem de bir kişinin hem bu farklı yapılara, farklı süreçlere hızlı bir şekilde adapte olması gerekebiliyor. Hem de yeni uyguladığımız kurallara ya da yeni getirdiğimiz teknolojileri hızlı bir şekilde öğrenip bunları en etkin şekilde kullanabilmesini bekliyoruz. Bu anlamda bireysel çeviklik ve inisiyatif alma becerisi en öne çıkan iki faktör diyebilirim.

Ahmet Hoşgör:
Allianz'ın da tabii büyük bir ekip olduğunu hep söyledik. Devamlı arayışlar oluyor çeşitli ekiplere. Çalışmayı düşünen, gelmeyi düşünen, başvurmayı düşünen kişilere son bir sözün, bir çağrın varsa onu da paylaşmanı isterim.

Emre Vahap:
Şöyle söyleyeyim, biz tabii ki teknolojinin ne kadar önemli olduğunun farkındayız. Bu alanda büyük yatırımlar yapmaya da devam ediyoruz. Her yıl yeni ve ilgi çekici projelerimiz oluyor. Sürekli sadece Türkiye'de değil globaldeki de yenilikleri takip ettiğimiz için her sene yeni ilgi çekici projeler başlatıyoruz. Bu anlamda bize katılmak isteyen, bu yolculukta bizimle beraber yürümek isteyen herkese aslında Allianz Kariyer'i takip etmesini tavsiye ederim. Sosyal medya üzerinden Allianz Kariyer ve Allianz Türkiye hesaplarını takip ettikleri takdirde çok sayıda farklı programımız var. Stajdan tutup da yeni bir şey başlayacaklar ya da ara level pozisyonlarda açılan sürekli pozisyonlarımız olabiliyor. Bu anlamda hesapları takip ederlerse çok sayıda fırsatla karşılaşabilirler. Bizlere istedikleri zaman ulaşabilirler. Biz her zaman yaratıcı olmaya çalışırız.

Ahmet Hoşgör:
Gerçekten hem çok net, tıkır tıkır ilerlettiğimiz bir bölüm oldu hem de aslında tekrar bir Allianz'ı hatırladık. Emre'nin bakış açısıyla hem sektörü anladık hem de Allianz'ın vizyonunu tekrar dinledik. Coderspace'te yazılım haricinde çok büyük bir kitle de var. Proje, product ile ilgilenen. Onlar için bence ışık tutacak önemli konuşmalar yaptık. Konuk olduğun için çok teşekkür ediyorum Emre. Seni konuk etmek çok keyifliydi.

Emre Vahap:
Rica ederim, ben de çok keyif aldım Ahmet.

Ahmet Hoşgör:
Umarım görüşme fırsatımız da olur. Bu programı online bir şekilde kaydediyoruz. Herkes de umarım keyif alacaktır. Teşekkürler. İyi günler. Görüşmek üzere.

Emre Vahap:
İyi günler diliyorum ben de.