Bölüm Hakkında
Konuklar:
-Murat Yılmaz: Senior Manager, Software Development Unit, Linktera
-Ahmet Cemil Ceylan: Erciyes Üniversitesi, Bilgisayar Mühendisliği 4. Sınıf Öğrencisi
Reconnect’te, şirketlerin teknoloji ekiplerinden bir yönetici ile kendisinin mezun olduğu üniversitede eğitim hayatına devam eden bir öğrenci buluşuyor!
Üçüncü bölümde Linktera bizlerle!
Bölüm Metni
Merve Demirler:
Selamlar herkese. Coderspace'den Merve ben. Umuyorum bu bölümü dinleyen herkes için keyifli bir gün oluyordur. Reconnect Coderspace'in yeni podcast serisinde ismiyle müsemma her bir yeni bölümde bir şirketin teknoloji ekibinden bir yöneticiyle, bu yöneticimizin mezun olduğu üniversite ile tekrardan bir de bu podcast bölümü ile connect olunması hedefleniyor. Yani bir başka deyişle profesyonelimiz kampüs günlerini hâli hazırda eğitim hayatına devam eden potansiyel bir meslektaş öğrenci ile konuşacak. Kariyer, şirket, teknoloji alanında paylaşımlara da ev sahipliği yapacak serinin bir yeni bölümüyle karşınızdayız. Ve bu bölümümüzde Linktera'dan Murat Bey ve Erciyes Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği 4. Sınıf Öğrencisi Ahmet'leyiz. Öncelikle her ikisine de bir selam vermek isterim. Selamlar Murat Bey, nasılsınız?
Murat Yılmaz:
Merhabalar, teşekkür ederim. Sizler nasılsınız?
Merve Demirler:
Ben de iyiyim, çok teşekkürler. Ahmet selamlar, sen de bizimlesin. Sen nasılsın?
Ahmet Cemil Ceylan:
Ben de iyiyim teşekkür ederim.
Merve Demirler:
Ben sözü fazla uzatmak istemem. Sahneyi size bırakmak isterim hatta. Bölümün devamında moderasyonumuz Ahmet'te olacak. Ahmet'in çeşitli soruları var. Murat Bey bu soruları yanıtlayacak. Eminim keyifli bir bölüm geçireceğiz. İyi bölümler diliyorum sizlere. İyi dinlemeler.
Murat Yılmaz:
Teşekkür ederiz biz de.
Ahmet Cemil Ceylan:
Teşekkürler. Merve bahsetti ama ben de kendimi tanıtarak başlayayım. Ben Ahmet Cemil Ceylan, Erces Üniversitesi Bilgisayar Mühendisi 4. sınıf öğrencisiyim. Coderspace'in ev sahibiliğini yaptığı, şu anda dinliyor olduğunuz podcast'in moderatörlüğü için burada bulunuyorum. Bugün konuğumuz Murat Yılmaz bizlerle. Murat Bey merhaba, hoş geldiniz.
Murat Yılmaz:
Merhaba Ahmet, hoş bulduk, teşekkür ederim.
Ahmet Cemil Ceylan:
Arzu ederseniz sözü daha fazla uzatmadan sorularımıza geçelim. Sizi tanıyarak başlamak istiyorum. Murat Yılmaz kimdir? Kariyerinizi de dahil ederek yolculuğunuzdan bahsedebilir misiniz?
Murat Yılmaz:
Tabii ki, ismim Murat Yılmaz. 1985 Tokat doğumluyum. 2009 yılında Erciyes Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünden mezun oldum. 2018 yılında da Marmara Siber Güvenlik Mühendisliği bölümünden mezun oldum. Türkiye'deki ilk siber güvenlik mühendislerindenim. Bununla ilgili de belki ilerleyen kısımlarda konuşuruz. Neden bu bölümde yüksek lisans yaptığım, kariyer hayatımda ne gibi katkıları oldu bunları da aktarmak isterim vakit olursa. İş hayatına gelecek olursak 2007 yılından beri startup firmalardan kurumsal firmalara kadar birçok şirkette çalıştım. Ağırlıklı olarak da bankacılık ve finans alanlarında çalıştım. Katılım bankalarında konvansiyonel bankalara, sınavı kalkıma ve yatırım bankalarına kadar Türkiye'deki hemen hemen tüm bankalar için proje yaptım diyebilirim. Hatta globalde de çalıştığım banka projeleri oldu yine. 2019 yılından itibaren de Linktera firmasında yine benzer şekillerde fintech yani finansal teknoloji projeleri yaparak çalışmaya devam ediyorum diye anlatabilirim kısaca.
Ahmet Cemil Ceylan:
Linktera dediniz. Linktera hakkında biraz bilgi edinelim. Linktera ne iş yapar ve sizin Linktera içerisindeki rolünüz nedir?
Murat Yılmaz:
Tabii ki. Linktera bir fintech firması diyebiliriz biraz önce söylediğim gibi. Yani finansal teknolojiler alanında uzmanlaşmış kadrosu olan Türkiye'deki birçok bankada sıfırdan geliştirme ve dönüşüm projeleri yapmış ve yapmakta olan bir firma diyebiliriz. Ağırlıklı işimiz bu fakat bununla sınırlı da değil. Yani hedef kitlesi sadece banka veya finans kuruluşları da değil. Bunun yanında e-ticaret, lojistik alanında, belediye, hastane gibi farklı birçok alanda sadece yazılım geliştirme de değil, RPA olsun yani Robotik Proses Otomasyon dediğimiz iş veya veri analiti, kredi riski gibi daha farklı dinamiklerle de çalışmalarımız mevcut. Linktera'nın kendi geliştirdiği ürünler olduğu gibi ürün bağımsız yani müşterinin lokasyonunda onun ihtiyacına özel kendi teknolojilerinde sıfırdan ürün geliştirme veya eski teknoloji olan mevcut ürünlerini güncel teknolojilere yeniden dönüştürme işlerini yapan yani finansal alanda aslında özel terzi gibi çalışan bir yapımız var diyebilirim. Benim ve ekibimin rolü de finansal teknoloji alanında bu firmalara danışmanlık vermek. Dolayısıyla bu bahsettiğim dönüşüm ve yeni ürün geliştirme konularında firmalara destek olmak diyebiliriz.
Ahmet Cemil Ceylan:
Cevabınız için teşekkürler. Bir sonraki soruyla devam edelim. Bildiğimiz üzere Erciyes Üniversitesi'nden mezunsunuz. Erciyes Üniversitesi'ndeki eğitiminizin Linktera'daki rolünüze ne gibi katkılar sağladığını düşünüyorsunuz?
Murat Yılmaz:
Evet, asıl sorulara gelelim diyorsun yani yavaş yavaş ısınmaya başlayalım. Şimdi öncelikle Erciyes Üniversitesi'ndeki eğitim tek düze bir eğitim değildi her şeyden önce. Yani dersler var evet ama kazanım derslerle kısıtlı değildi. Özellikle yazılım hatta donanım derslerinde bile proje yapmak zorunluydu. Muhtemelen aynı yaklaşım devam da ediyordur çünkü birçok hocanız yine orada. Bu projeler bizi okul sonrası iş hayatına hazırlayan en önemli etkenlerden oldu. Örneğin ders çalışırken en fazla ne yaparsın? İnternette boğulursun, kitaplara gömülürsün. Ama proje yaparken insan ilişkilerine bile önem vermek gerekiyor. Bir tane örnek vereyim. Bir dersin projesi olarak parmak izi tanıma sistemi yapacaktık. Ve biz ikinci sınıftayız. Son sınıf falan da değil. Daha yeni yeni lise derslerinden böyle Türkçe matematikten netlerle gelen başarı düşüncesinden sıyrılmışken böyle bir proje yapmak zorunda olduk. Güzel de oldu hani derler ya böyle yüzmeyi öğrenmek için denize atlamak lazım bazen diye bunun gibi. Biz bu konuyu nasıl analiz edeceğimizi, öğreneceğimizi, implemente edeceğimizi, gerçekleştireceğimizi düşünürken polislerin kullandığı sistem geldi aklımıza. Gittik emniyete kendimizi tanıttık. Bizim bu şekilde bir projemiz var. Sizin kullandığınız sistem hakkında bilgi verebilir misiniz diye soruyorlar. Onlar da çok güzel karşıladı. Tıpkı bir ürün geliştirme ekibiymişiz gibi teknoloji birimleri yönlendirdi bizi. Orada bir memur bizi yanına oturttu. Tek tek kullandıkları sistemi, Afis isminde bir sistemleri vardı. Nasıl çalıştığını bir analistmiş gibi ya da bir iş birimiymiş gibi anlattı bize. Biz notlarımızı aldık. Teknik olarak nasıl yaparız, canlı örneğini gördükten sonra okula dönüp geliştirmesine başlamıştık. Yani bize proaktif olmayı, problem çözmeyi, araştırma yapmayı, insan ilişkilerini bir sırada oturup ders dinlemekten çok farklı dinamiklerle kazanımlar katmıştı. Bunun yanında tabii ki teknik olgunluk da getiriyor. Çünkü ders insana sadece teorik bilgi verir ama proje bir yoldur bence. O yolda karşınıza öyle şeyler çıkar ki onları böyle aşa aşa büyütürsünüz bilginizi, yeteneklerinizi ve bu şekilde tecrübe kazanırsınız. Okulun bana kattığı en güzel şey budur, hiçbir şeyden korkmadan. Proje var mı? Atla yani kazanımım bu olmuştu. Her proje yeni ve güzel bir yoldur. Bunu unutma ne kazanımlar ne maceralar ne öğretiler kazanacaksın kim bilir o yolda. O yüzden en güzel okulun bana kattığı şey bu diyebilirim.
Ahmet Cemil Ceylan:
Geçmiş deneyimlerinizden bahsettiniz. Ben şu anda sizin o deneyimlerinizin içinde bulunan biri olarak size katılıyorum. O zaman mezun olduğunuz üniversiteden bir soruyla daha devam edelim. Erciyes Üniversitesi'nde aldığınız dersler, içinde bulunduğunuz projeler veya kulüp etkinliklerini düşündüğünüz zaman hangilerinin şu anki rolünüze en çok katkı sağladığını düşünüyorsunuz?
Murat Yılmaz:
Şöyle ki her dersin değeri ayrı şüphesiz. Fakat, bana en çok katkı sağlayan, beni en çok zorlayan, uyutmayan ama aynı zamanda da keyif veren ders ve projelerdi. Örneğin yapay zeka dersinde müthiş keyif alarak çalıştım. Bu alanda Erciyes Üniversitesi de literatüre girmiş algoritmaları olan çok keyifliydi. Değerli bir üniversite biliyorsun sen de. Örneğin bölüm başkanımız Derviş Hoca çok değerli bir insandır o da. Onun geliştirdiği yapay zeka algoritması var. Artificial Bee Colony diye ABC algoritması diye geçer. Yapay arı kolonisi algoritması. Bu literatüre girmiş bir yapay zeka algoritması ve çok da başarılıdır veya görüntü işleme konusunda yenilikçi çalışmalar vardı. Örneğin belki duymamış olabilirsin eski bir projeydi, el izinde insanın yüz silüetini çıkarma gibi biraz önce konuştuğumuz bu parmak izi tanıma sistemiyle birleştiğini düşününce gerçekten çok ciddi bir projeydi. Düşünsene olay yerinde parmak izini buluyorlar. Oradan senin robot resmini çizebiliyorlar. Süper değil mi? Yani bunun gibi projelerde çalıştım. Ben de benzer şekilde yine 2007 yılıydı yanlış hatırlamıyorsam. İki boyutlu tek bir resimdeki bulanıklılık bilgisiyle üç boyutlu silüet çıkarma projesiyle TÜBİTAK'tan araştırma bursu kazanmıştım. Böyle yenilikçi güzel projeler vardı. Yani sadece dersler değil bizi biraz önce söylediğim gibi denize atıp yüzmeyi öğretecek tarzda çok ciddi güzel kazanımlar veren bir tarzı var Erciyes Üniversitesi'nin. Bunlardan edindiğim bilgilerle işte yapay zeka olsun derin öğrenme gibi konular sayesinde yüksek lisansa da bir POC gerçekleştirdim ve dünyadaki benzer uygulamaların önüne geçerek Computer Science ismindeki indeksli bir dergide bu çalışmamız yayınlandı. Bu da literatüre girmiş oldu. Özetle her ders aslında ilgi çekici ve özeldi benim için. Farklı alanlarda, farklı zamanlarda hep bu öğrendiğim, o dönemde tohumunu attığım bilgileri kullandım hayatım boyunca diyebilirim. Özel sektör tarafında da işime yarayan çok ders aldım. Örneğin Oracle dersi benim için çok öğreticiydi. Öyle SQL'ler, öyle geliştirmeler yapardık ki hatta bir keresinde şöyle bir sınav yapmıştık. Tüm kaynaklar konuşmak, girmek, çıkmak, yemek yemek serbest bir sınavdı. Öyle düşün. Bu soruların çok zor olmasından kaynaklı değildi. Yani sorular çok zor olduğu için böyle bir şey yapılmadı. Tasarım ve analitik bakış açısı gerektirdiği için böyle bir yaklaşımla sınav yapmıştık. Çok güzeldi. Düşün yani bir mimar gibi hayal et kendini. Bir tasarım yapıyorsun ama onun çalışıp çalışmayacağı senin hayal gücüne bağlı değil mi? Hayal gücünün ne kadar doğru çalıştığına bağlı. Yoksa ayakta kalamayacak, yıkılıp gidecek bir tasarım yapabilirsin. O yüzden başkasından alman veya bir yerden yardım alman sonucu değiştirecek bir şey olmuyordu. Bu nedenle yaptığım her işte, girdiğim her projede analitik zekamı geliştirmeye, algoritmik yeteneklerimi arttırmaya odaklandım. Sonrası geliyor zaten. Yani C#, Java, Python, bütün dillerde geliştirme yapabilirsin. Önemli olan senin bu temeli inşa etmen. Yani analitik düşünce yapısını ve her girdiğin dersten gerçekten nasıl öğrenebileceğini, problem çözmeyi öğrenmek gibi söyleyebilirim aslında.
Ahmet Cemil Ceylan:
Gayet açıklayıcı ve yol gösterici oldu. Teşekkürler. Bu soruyla ilgili ufak bir şey daha sormak istiyorum. Kulüp etkinlikleri hakkındaki düşünceleriniz ne peki? Çünkü ben de geçtiğimiz sene kulüp bünyesinde başkanlık yaptım. Kendi deneyimlerimden de yola çıkarak şunu söyleyebilirim. İnsanın kafasında şöyle bir soru işareti oluyor. Dersler tamam, projeler tamam, onların katkıları yatsınamaz bir gerçek. Kulüp işleriyle uğraşırken insan şunu düşünüyor. Acaba gereksiz tabiri caizse angarya bir işle mi uğraşıyorum? Bu konu hakkındaki düşünceleriniz ne?
Murat Yılmaz:
Yaptığın işin kalitesi çok önemli tabii ki. Evet angarya bir işse burada durup düşünmen gerekebiliyor. Çünkü senin oradaki birinci vazifen aslında bir eğitim alman değil mi? Ama burada çok yönlü bakmanı tavsiye ederim. Bizde kulüp çalışmalarında vesaire çok aktif dönemimiz olmadı. Bizim aktif proje dönemlerimiz oldu. Orada biraz önce söylediğim gibi farklı dinamikler kazanıyorsun. Yani insan ilişkileriyle alakalı olsun, takım içerisinde birlikte çalışmayla alakalı ya da bir pozisyon olur, takım liderliği yapmak gibi güzel kazanımlar elde edebiliyorsun. Yani bu açıdan bence kayıp gibi düşünmemek
gerekiyor. Bu kulüp etkinlikleri de bence insanı müthiş geliştiren şeyler. Yeni mezun olup da bu şekilde tecrübeli insanlar her zaman sektörde tercih edilir. Çünkü bazı şeyleri aşmış insanlardır. O yüzden ben en çok proje artı bu kulüp gibi ekstra çalışmaları destekleyen insanlardanım diyebilirim.
Ahmet Cemil Ceylan:
Cevabınız için teşekkür ederiz. Bir diğer soruyla devam edelim. Eğer üniversite yıllarınıza dönüp bugünkü bilgi ve deneyiminizle bir proje başlatacak olsaydınız bu proje ne olurdu?
Murat Yılmaz:
Bu sorunun benim açımdan aslında tek bir cevabı yok. Şöyle ki dediğim gibi bizim üniversite hayatımız aslında proje koşuşturması ile geçti diyebilirim. Yani sürekli bir beyin fırtınası içindeydik. 2006 yılını düşün yani bundan 18-19 yıl önce o zamanlar MD5 hash algoritması yeni yeni kullanılıyor ve biz şifrelerde webde olsun veya farklı database tarafında olsun bu algoritmayı bu hash algoritmasını kullanarak şifreleri hashliyoruz. MD5 Hash algoritmasını kırmak için bilgisayarda nasıl bir dağıtık sistem tasarlayabiliriz? Onun projesini yapmıştık, ikinci sınıftayız. Yani düşün o zaman bilgisayar imkanı da kısıtlı, herkesin kişisel bilgisayarı yok. Çoğu insan bilgisayar laboratuvarını kullanıyor. Bilgisayar laboratuvarı da biliyorsun internet kafe gibi. Gerçi şu anki durumunu bilmiyorum ama o zaman 40-50 civarında bilgisayar var içerisinde ve insanlar genelde bu bilgisayarları kullanıyor. Kişisel bilgisayarı olmayan insanlar özellikle giriyor ders çalışmak için kullanıyor. Akşam eve gidince çünkü çalışacak bir imkanı yok ve biz bu bilgisayarları kullanarak bunların aslında CPU'larının boşta geçen zamanlarını hesaplayıp idle process deniyor biliyorsun. Bu CPU'nun boşta kalan kısmını %80'ini arka planda çalıştırıp dönecek bir dağıtık mimariyle MD5 Crack algoritması geliştirmiştik yani düşünebiliyor musunuz? Şimdi bunun için rainbow table'lar vesaire var. MD5 kullanılmıyor bir de. Yani bir saniye sürmüyor. Şifreler kırılabiliyor. İşte bu şu anki durum bizim geliştirdiğimiz sistem gibi sistemler sayesinde oldu. Yani hiçbir proje olmaz denmemeli. Bence hiçbir projeye olmaz demeyeceksin. Engel koymayacaksın. Benim genel felsefem bu oldu. Başarısız proje yoktur o yüzden bana göre hani dedin ya dönecek olsan nasıl bir proje başlatırsın? Ama ille de spesifik bir proje dersen bu bilgi birikimimle son zamanlarda en çok ilgimi çeken şey otonom sistemler diyebilirim. Yani ADAS sistemleri diye duymuşsundur belki araçlardaki bu Advanced Drive Assistance System diye geçiyor ADAS yani kısaltması. Bu yeni çıkan araçlardaki güvenlik sistemleri şeklinde düşünebilirsin. Lidar veya radar veya her ikisini birlikte kullanarak hatta görüntü sistemleriyle yani kameralarla birlikte artık araçların kaza riskini minimize etmek için kullanılan sistemler. Bu sistemlerin gelişmesi aşama aşama neye olanak sağladı? Otonom sürüşe olanak sağladı değil mi? Yani artık sürücüsüz araçlar var piyasada işte Tesla gibi veya bizim TOGG'umuz gibi. Ve bu sistemlerin bir sonraki aşaması da senkron sürüş sistemleri. Yani kuş sürüsünün dansını izlemişsindir havada değil mi? Böyle akordeon gibi birbirinin içinden geçer. Üç boyutlu şekilde müthiş bir senkronla uçar ve hiçbiri birbiriyle çarpışmaz. Araçlar bundan daha basit aslında. Yani araçlar iki boyutlu sistem üzerinde çalışıyor. X ve Y ekseni gibi düşünebilirsin yani sağ, sol, ileri, geri şeklinde. Ama uçaklar ya da drone'lar mesela böyle değil. Orada Z ekseni de var. Yani yukarı aşağı gibi. İşte o zaman daha çok ihtiyaç olacak bu otonom sürüşlere. Yani bir kuş sürüsü gibi minik ama etkili hava savunma sistemi yapabilirsin. Örneğin otonom sisteme sahip müthiş bir senkron uçuş kabiliyeti olan bir sistem. Bu araçlarda da kullanılabilir. Örneğin ambulans gelmeden kilometrelerce önce fermuar yöntemiyle böyle kendi kendine trafiği açan araçlar gibi. Ki o zaman trafik de olmaz gerçi. Her araç birbiriyle haberleşeceğinden sürücüden bağımsız inisiyatifle durma, yol hakkı verme gibi konularda olabilir. Yani bu konu üzerine çalışmak isterdim. Otonom sistemler, hatta bunların yapay zeka ile harmanlanması güzel olurdu ki... Son olarak şunu da ekleyeyim. Yapay zeka da artık biliyorsun araçlarda kullanılmaya başlandı. Bir otomobil markası hangisi hatırlamıyorum. OpenAI ile anlaşma yaptıklarını bundan sonraki bazı modellerinde kişisel asistan olarak araçlarda yapay zeka özelliğini sunacaklarını söylemişti. Yani bu alanda heyecanlıyım diyebilirim. Bu alanda son zamanlarda araştırmalarda yapıyorum. O yüzden tekrar dönmek durumu olsa bu alanda çalışırdım herhalde.
Ahmet Cemil Ceylan:
Umarım dinleyici arkadaşlar bu cevaptan yapmaları gereken doğru çıkarımları yapmışlardır. Çünkü sizin gibi sektörde deneyimli ve gözlem yeteneği iyi olan bir insanın böyle bir tavsiyede bulunması bizim gibi yolun başındaki öğrenciler için gayet değerli ve önemli. Üniversiteden mezun olmadan önce "Keşke bunu bilseydim, ne iyi olurdu" dediğiniz bir şey var mı?
Murat Yılmaz:
Evet yani üniversiteden mezun olmadan önce aslında kişisel veriler veya siber güvenlik alanlarında çalışmayı isterdim, bu alanda bilgi sahibi de olmak isterdim. Bunları bilmek gerçekten şu anki yaptığın işte kalite sağlayacağını düşündüğüm şeylere sebep olabilirdi. Yani burada özellikle en başta da söylediğim gibi Türkiye'nin ilk siber güvenlik mühendislerinden oldum. Biraz bunun getirisi olarak da böyle oldu diyebiliriz. O zamanlar çok fazla hem kişisel veri olsun hem de bilginin güvenliğiyle alakalı farkındalık yoktu. Eğer üniversite yıllarında bu bilgi birikimi olmuş olsaydı hem network alanında hem siber güvenlik alanında, bu tarafta da Biraz daha hızlı ilerlemek isterdim. Belki bilmiyorsunuzdur veya dinleyecek arkadaşlar için de rehber olması için söyleyeyim. Türkiye'de bu sistem de aslında yeni. Yani siber güvenlik alanında bir lisans uygulaması yok Türkiye'de. İlk yüksek lisans uygulaması olarak TÜBİTAK önderliğinde bir bölüm açıldı. Ben de bu bölümden ilk mezun olanlardan birisiyim. Burada ciddi eğitimler gördük. Sahadan TÜBİTAK'taki insanlar aracılığıyla geldiler. Eğitimler verdiler. Bu yüzden çok güzel kazanımlar elde ettik ve bunu aslında sektöre de uygulamış olduk. Ve benim orada gördüğüm şey aslında siber güvenlik alanının yazılım tarafıyla hiç ilişkilendirilmemiş olması. Yani network katmanında bu güvenlik problemleri çözülmeye çalışılıyor ama yapılan istatistiksel çalışmalarda şunu görüyoruz ki aslında %90-95 gibi çok ciddi oranda uygulama katmanından saldırılar gerçekleşiyor. Yani biz de son zamanlarda görüyoruz, fishing saldırıları, oltalama saldırıları gibi bunların hiçbirisi network katmanından gerçekleşen saldırılar değil. O yüzden bizim aslında application katmanına yani bunu yapanlar da bizim gibi yazılım mühendisleri, yazılım gerçekleştiren insanlar. Bu farkındalığı edinmek isterdim üniversiteden mezun olmadan önce ki daha kaliteli uygulamalar geliştirebilelim ve güvenliği ön plana çıkartacak geliştirmeler yapabilelim diye. Şu an için o alanda dediğim gibi bir yandan eksikliklerimizi tamamlıyoruz, devam ediyoruz. Yüksek lisans bitti ama çalışmalarımız bitmiyor. Linktera bünyesinde de bunun gibi bir birim için temelleri attık. Bu birimi oluşturduk. Zamanımızda da biliyorsun en geçer akçe bilgi. Bilgi çok değerli bir hazine. Hem kişisel veri olarak olsun hem kişisel veri hükmünde olmayan genel bilgiler olsun, şirket özel bilgileri vesaire olsun. Bu çok değerli. O yüzden bunun korunması da gerçekten değerli olacaktır. Bu alanda dediğim gibi biraz daha bilgi ve tecrübe sahibi olarak mezun olmayı isterdim.
Ahmet Cemil Ceylan:
Size iyi ki Linktera'da çalışıyorum dedirten üç sebep söyleyebilir misiniz bize?
Murat Yılmaz:
Evet, madde madde değil de şöyle ifade edebilirim. Ben yaklaşık 18 yıllık deneyim ve onca şirket görmüş biri olarak söylüyorum bunu. Linktera çalıştığım fintech şirketlerini düşündüğümde bana en çok öğreten firmalardan biri oldu diyebilirim. Bunun nedeni de danışmanlık kültüründen geliyor aslında. Yani burada tek bir firmada çalışmak, sürekli aynı teknoloji üzerinde uzmanlaşmak yerine sürekli farklı bankalarda veya farklı projelerde çalışıp yani aynı bankada da olsa farklı projelerde çalışıp yeni yeni şeyler öğrenmek diyebilirim. Kendi yol haritamdan biraz örnek vereyim istersen daha açıklayıcı olur belki. Daha önce banka IT'sinde de çalıştım. Bankalara bankacılık programı satıp daha sonra bunun implementasyonunu, bakımını yapan büyük kurumsal firmalarda da çalıştım. Fakat hepsinde tek bir alanda uzmanlaşıyorsunuz. Buradaysa son 6 yıldır Linktera'da çalışıyorum ben. İlk önce Türkiye Finans'ta bir hazine projesi yazdım. O bitti Vakıfbank'ta ticari kredilerin dönüşümünü gerçekleştirdim. O bitti CSR isminde bir kamu projesinde çalıştım. O bitti Halkbank'ta ERP dönüşüm projesinde. O bitti işte Garanti Bankası'nda şu an yatırım bankacılığı ürünlerinin dönüşümü, sigorta, emeklilik gibi modüllerinin dönüşümlerini yapıyorum. Yani söylemek istediğim, hem account olarak hem business olarak bambaşka işlerde çalışma imkanına kavuştum. Bir hazineden proje yapıyorsun, bir krediden proje yapıyorsun, bir yatırım bankacılığından proje yapıyorsun. Bu da insana daha geniş perspektiften bakma olanağı sağlıyor. Kısa sürede tecrübeniz hiperbolik olarak artıyor aslında. Yani bunun yanında şöyle diyebilirim. Bu bakış açısıyla birlikte mimarlık seviyesine çok kısa sürede ulaşabiliyorsun. İki yılda mesela başka yerde edinemeyeceğin tecrübeyi Linktera gibi firmalarda edinebiliyorsun. Bu çok değerli. Bunun yanında madde madde söylemeyeyim ama farklı bir şekilde ifade edeyim. Örneğin Linktera genç ve dinamik bir firma. Bir fikrin varsa hızla hayata geçirebiliyorsun. Mesela hiyerarşi yok diyebilirim. Şirket sahibi, ortağı, yöneticisi herkes yan yana oturuyor ve benim fikrim şu dediğinde, benim şöyle bir fikrim var dediğinde oturup seni dinliyorlar. Ve gerçekten iyi bir fikirse icra kuruluna sunum yapıp hayata geçirmen için seni yönlendiriyorlar. Bu şekilde insanın kendini değerli hissettiği bir firma diyebilirim Linktera. Sizlere de önerim kendinizi değerli hissedeceğiniz, teknik anlamda sizi zorlayacak ama sürekli de bir adım yukarı taşıyacak, 2 yıl, 3 yıl çalıştıktan sonra teknolojinin gerisinde kaldım endişesi taşımayacağınız ve sürekli kendinizi yenileyebileceğiniz bir yerde çalışmanız. Şirket size ve hayallerinize gem vurmadığı takdirde siz de şirketinizle birlikte büyürsünüz. Siz şirkete, şirket size değer katar. Yani mutualist bir yaşam derler ya. Mutualist bir yaşam olur diyebilirim.
Ahmet Cemil Ceylan:
Son soruya geçmeden önce size bir soru iletmek istiyorum Murat Bey. Linktera'da işe yeni başlamış birinin, özellikle bir bilgisayar mühendisinin sahip olması gereken yetkinlikler, özellikler nelerdir? Bunlardan bize biraz bahsedebilir misiniz acaba?
Murat Yılmaz:
Bu yeni işe başlayan kişinin yeni mezun veya tecrübeli olmasına göre değişiyor tabii. Yani tecrübeli bir insan da yeni işe başlıyor ama hedefimiz burada yeni mezun olacağı için yeni mezun arkadaşlara rehber olması olduğundan o şekilde cevap vereyim isterseniz. En önemli becerileri ben şöyle sıralıyorum yeni mezun iş görüşmeleri de çok sıklıkla yapıyoruz biz. İlk sırada problem çözme becerisi geliyor aslında. Yani stres altında veya hiçbir baskı yokken bu ikisi de önemli ve değerli. Çünkü stres altında tepende biri varken çözemediğin bir problemi belki kimse yokken de iç motivasyonun olmadığı için çözemeyeceksin. Bu yüzden her iki durumda da başarılı bir problem çözme becerisi gerekli. İkincisi analitik zeka. Bu çok değerli. Analitik zeka veya analitik bakış açısı ne dersen artık. Bunu geliştirmek önemli. Bunun için de biraz önce konuştuğumuz gibi saçma veya değil, zor veya kolay demeden her projeyi analiz etmek, nasıl yaparım diye düşünmek, her projeye balıklama atlamak diyebilirim. Sizin analitik zekanızı, analitik bakış açınızı müthiş geliştirecek şeyler. Üçüncüsü de bunu destekleyecek bir şey: algoritmik yetkinlik. Bu da biraz önceki analitik yaklaşımla dediğim gibi harmanlandığında projenin temeli atıldı demektir. Buraya kadar teknik yetkinlik olarak kişiden beklediklerimizi bu şekilde sıralıyoruz. Buna ek olarak dördüncü madde olarak da ben EQ'yu söyleyebilirim yani duygusal zekayı. Duygusal zekası yüksek olan insanlar çevrelerine karşı farkındalığı yüksek olur, insan ilişkileri dengeli ve güzel olur, nerede ne konuşacağını bilir. Bu insanla iş arkadaşı da olunur, ortak da olunur, arkadaş dost da olunur. Bu gerçekten kişisel olarak arttırmamız gereken bir özelliğimiz. Sadece teknik olarak bakmamak da lazım. Bundan sonraki konular da hızla edinilir. Örneğin Java biliyorsun ama C# bilmiyorsun. Algoritmik altyapın varsa bir ayda çözersin. Veya bir projede Python'la kod mu geliştireceksin, hızlıca çözersin. Frontend işi mi geldi? React'ı öğrenmekte ne var direkt çözersin şeklinde. Kendine güvenin de gelir. Biz buradaki yeni mezun iş görüşmelerinde bu söylediğim yetkinlikleri de ölçüyoruz. Çünkü tecrübeli bir insan olmadığı için önceki tecrübelerinden bahsetme ya da işte hadi bakalım kod yazalım gibi bakmıyoruz genelde. Biraz daha bütüncül bakmamız gerekiyor. Bunları da nasıl ölçüyoruz? İşte söylediğim gibi bugüne kadar yaptığı projelerle bütün bu konuştuğumuz konularda bir farkındalığı var mı? Biraz önce konuştuğumuz kulüp işlerine girişmiş mi? Projeler yapmış mı? Yoksa sadece derslerine girip çıkmış, kitaptan başını kaldırmamış mı? Bunlara bakıyoruz. Çünkü 3-4 kişi bir araya gelip ekip çalışmasının belki ekip yönetimini de deneyimlemiş bu arkadaş projede. O yüzden bunlar çok değerli oluyor. Bir kez daha vurgulamış olayım. Yani proje, proje, proje, diyorum. Yani her zaman o projelere girmek, bu kulüp etkinlikleri için çalışmak gerçekten çok değerli. Kazanım elde etmek için birebir.
Ahmet Cemil Ceylan:
Teşekkür ederiz cevabınız için.
Murat Yılmaz:
Ben teşekkür ederim.
Ahmet Cemil Ceylan:
Benim sorularım bitti. Dolayısıyla podcast'in sonuna geldik. Murat Bey sorularımı içtenlikle cevapladığınız için çok teşekkür ederim. Bu podcast'in içinde bulunma fırsatı verdiği için Coderspace'e de teşekkür ederim. Sizin eklemek istediğiniz son birkaç şey varsa sizi dinleyelim ve sözü Merve'ye bırakalım sonra.
Murat Yılmaz:
Tabii. Son söz olarak şunları söyleyebilirim. Önünüzde uzun ve bembeyaz bir sayfa var. Bu sayfaları çok güzel işlerle doldurur, güzel başarılı işler yaparsınız diye ümit ediyorum. Hem toplum için hem ülkemiz için faydalı projeler gerçekleştirirsiniz diye ümit ediyorum. Bunun için bizler de yeni nesillerin önünü açmak, onlara ışık olmak için gayret sarf etmeye devam edeceğiz. Bu çalışma da bu açıdan gerçekten çok değerli. O yüzden önceki bu keyifli sohbet için sana çok teşekkür ediyorum. Sonra da bu imkanı bize sağlayan Coderspace ve Linktera ailesine de kocaman teşekkür etmek istiyorum.
Merve Demirler:
Çok teşekkürler. Ben de geri geldim o hâlde. Sizi dinlemek benim için arka planda çok keyifliydi. Hem biraz Erciyes Üniversitesi kampüs yıllarına değindik. Hem de sonrasında Linktera'da uzun yıllardır profesyonel olarak bir çalışma hayatı olan Murat Bey'e çeşitli sorularla sözü verdik. Umuyoruz belki de bir gün potansiyel meslektaşlar diye yola çıkmıştık bu kaydı başlatırken de, belki yollarımız yine kesişecek farklı şekillerde. Sizi dinlemek, sizden sorular duymak ve öğrenmek çok kıymetliydi. Ahmet sana ayrıca teşekkür ediyorum. Murat Bey size ayrıca teşekkür ediyorum. Bir sonraki bölümde farklı şekillerde tekrar bir araya gelmek dileklerimle. Hoşçakalın.